RUSYA arşiv belgelerinden de DERSİM’i ve daha önceki Kürt isyanlarını okuyorum.
TKP (Türkiye Gizli Komünist Partisi) Genel Sekreteri İsmail Bilen namı diğer “Laz İsmail” yazılarını “Marat” imzasıyla yazardı.
Fransız ihtilalinin önderlerinden Jean Paul Marat bu tarihi dönüşümün işçiler, köylüler ve çalışanlar yararına evrilmesi görüşündeydi.
İhtilalin solcu teorisyeniydi.
Laz İsmail de bu nedenle Marat’a özenmiş olmalı... O da Türkiye’de halk ihtilali yapacak ve liderliği üstlenecekti ya!
İsmail Bilen’in Moskova’ya Komünist Parti Merkezi’ne DERSİM olayları bağlamında gönderdiği raporda ilginç satırlar var.
Bazılarını yansıtayım:
DERSİM’de mumtazam yollar yoktur.
Bütün yollar patikalardan ibarettir. Pazar münasebetleri az inkişaf etmiştir. (Az gelişmiştir)
DERSİM’de geçer akça eski gümüş paralardır. Kâğıt para ancak kasaba merkezlerinde tedaül eder.
DERSİM’de yetişen mamulleri Elaziz (Elazığ) veya civar pazarlara pek cüzi (az) miktarda indirirler.
Bu ticaret de daha ziyade (daha çok) yerli ağaların alışverişle uğraşan adamlarının elindedir.
Dışarıdaki tüccar veya celep oraya mal gönderemez yahut oradan mal ve davar toplayamaz. Çünkü daima soyulur.
Yabancı tüccar soyulmadan burada alışveriş için muayyen mıntıkalara (belirli yerlere) hâkim aşiret reislerine, beylere adeta bir “yer bastı” parası vermesi gerekir.
.................
DERSİM’deki aşiretlerin başlarında mürteci şeyh, ağa ya da bir bey vardır.
Bütün aşiretler silahlıdır. Silahlı kuvvetler aşiret reisinin emri altındadır.
................
DERSİM şimdiye kadar hiçbir zaman doğru dürüst hükümete ne asker ne de vergi vermiştir.
Vergi ve asker daima ağalar ve şeyhler vasıtasıyla ve muayyen pazarlıkla kesim şeklinde alınmıştır.
Ağa, bey köylüden ve halktan istediği kadar vergi topluyor.
Bunun içinden küçük bir kısmını hükümete veriyor, askere veriyor.
Asker kaçağını kendisine müsellah (silahla donatılmış) fedai yapıyor.
Eşkıyayı taşıyor. Çünkü bu kuvvet onun için bir gelir membaıdır. (Kaynağıdır)
................
İsmet İnönü hükümeti 1935’de DERSİM meselesini biraz daha cezri (köklü) bir tarzda teczi etmeye koyuldu...... Bunun için bir ıslahat ve idari program hazırlandı.
TBMM kararıyla fevkalade selahiyetli (yetkili) bir general “Umumi Müfettiş” (Genel Müfettiş) tayin edildi. Tasdik edilmesi (onaylanması) TBMM’ye, Cumhurbaşkanı’na ait olan idam cezalarını tasdik yetkisi ona verildi.
İdari tedbirlerle DERSİM’de okul, yol, köprü, kışla ve sık sık karakollar kurulmaya, askerlik ve vergi işleri sıkı tutulmaya başlandı.
DERSİM şeyhleri, beyleri, aşiret reislerini batı vilayetlerine (iller) yerleştirmek işine girişildi. Hatta bunların bir listesi hazırlandı.
(Bu süreçte ağalar, beyler, şeyhler sürgüne gönderilmek ve bir olasılıkla topraklarının ellerinden alınacağı tehlikelerine karşı ortak tavır alırlar. Halkı ve köylüyü kışkırtırlar.
Devletin askerinin gücünün olmadığı, asker sevk etmeye kalkarsa İngiltere ve Fransa’nın Türkiye’ye savaş ilan edeceği, Arapların Dersimliyi desteklediği söylentilerini yayarlar.
Bu arada Suriye sınırından 4 komiteci de Dersim’e gelmiştir. Fransa ve İngiltere’nin kışkırtmalarda aktif rolü olduğu raporda yazılı. (G.C)
.................
İlk kıvılcım nisanda çıktı. Şeyh Hasan kolunun başı ve Koçuşağı’nın reisi Seyit Rıza’nın adamları “İn” karakolunu basıyor ve 5 askeri öldürüyorlar.
Bu sırada köprüyü de yıkıyorlar.
Vaziyet bu şekli alınca, hükümet Dersim’de tam bir operasyon harekâtı yapmaya karar veriyor.
İsyancıların etrafında 700 kilometrelik bir çember vücuda getirildi.
Harekâta tayyare (uçak) filosu katıldı.
.................
İsyancıların son çıktığı yerler.
1- Kutu Deresi (3 bin kişilik silahlı grup)
2- Sultanbaba Dağı (Yaklaşık 7 bin kişilik silahlı gruplar)
3- Kızıldağ (Buralarda çarpışan asilerin sayısı 10 bini buluyordu)
.................
İsmail Bilen’in raporu doğrultusunda Sovyet tarihçi Dr. S. Zavriyev ve Prof. Dr. A. F. Miller’in de satırları var.
Sonuç...
2 Aralık’ta bu köşeye dikkat çekici bulduğum Bediüzzaman Said Nursi’nin yakın talebesi Albay Hulusi Bey’in hatıralarından şu satırları Eyüp Can’ın yazısından alarak yansıtmıştım:
“1938’de bizi Dersim isyanını önlemeye ve bastırmaya memur etmişlerdi. İsyan dedikleri şey de bazı dağ köyleri o yıl vergi verememişti. Bize verilen emir tek kelimeydi; İMHA. Canlı bir şey bırakmayınız; genç, ihtiyar, çocuk, kadın vs...”
İsmail Bilen ve onunla aynı doğrultuda yazan Rus bilim adamları olayın bir büyük isyan olduğuna, Ankara’nın bu isyanı bastırmak üzere kuvvet kullandığına “kanıt” iddiasını taşımakta.
Yani... Bir iki köyde vergi vermemek çocuğunu askere göndermemekten ibaret değil.
Ciddi bir isyan.
Sebebi ağaların, beylerin, şeyhlerin çıkarlarının ve statülerinin evden gitmesi tehlikesine karşı psikolojik hazırlığı yapılmış bir kalkışım.
Onların emrinde çalışan silahlı sayısı ise bugün dağdaki PKK’lıların sayısından fazla.
Buna rağmen Dersim’de çocukların, kadınların, yaşlıların da öldürüldüğü devlet düzenini sağlamak misyonunu çok aşan kuvvet kullanımını vicdanım da beynim de asla kabul etmiyor.
Polemik sevmediğimi okuyucularım bilir. Hele dost kalemlerle.
Bu yazı da Eyüp Can’a cevap değil, “i”lerin üzerindeki noktaları tamamlamak amacıyladır.
....................
SOVYET DEVLET KAYNAKLARINDA KÜRT İSYANLARI / Mehmet Perinçek / Kaynak Yayınlar / Kasım 2011








Memleketin kaymağını marjinaller yiyor!