SiyasetRSS
Tümü
14 Şubat 2012 - 02:30

‘Kızılay’dan Humus’a insani yardım koridoru’





Dışişleri Bakanı Davutoğlu, ABD temaslarında Arap Birliği ve BM ile ortak çalışarak Suriye’nin Humus, Hama gibi kentlerine Kızılay üzerinden insani yardım götürülmesini gündeme getirdi


 

WashIngton

Yıllardır Türkiye ve ABD arasında yaşanan dinamik, Suriye konusunda tam tersine dönmüş durumda. Ankara, Esad rejiminin şu ya da bu biçimde artık gitmesi gerektiğini düşünüyor. Seçim yılına giren ve Arap Baharı yorgunluğu yaşayan Washington ise, sert açıklamalara karşın ne tampon bölge ne de diplomasi konusunda Esad rejimini sarsacak adımlara hazır gözükmüyor.
Bu yüzden Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nın dün Beyaz Saray, ABD Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon’da yaptığı 10 saatlik görüşme maratonu, Ortadoğu’nun geleceği açısından çok kritikti. Görüşmelerde Türkiye, Suriye’de masaya askeri, insani ve diplomatik boyutu olan iddialı bir plan koydu.
Arap Birliği ve Birleşmiş Milletler’le birlikte uygulamaya konmayı gerektiren plan, Humus, Hama gibi Suriye ordusu tarafından abluka altına alınan şehirlere ‘insani yardım koridoru’ açılmasını, Kızılay ve Kızılhaç aracılığıyla gıda ve acil ihtiyaçların giderilmesini içeriyor. Dışişleri Bakanı, tampon bölge gibi tedbirlerden daha az sayıda askeri destek gerektiren planın ana unsurlarını Milliyet’e açıkladı.

-Sık sık ‘Bosna’ uyarısında bulunuyorsunuz. Neden?
Bosna uyarısını çok düşünerek ve bilinçli yaptım çünkü Mısır ve Libya’da ordunun durumu farklıydı. Suriye’de ise riskli gördüğüm husus, halk ile otoriter rejim arasında taraf olma konumunda bir ordu ve bu ordu içinde firarlarla doğan ikinci bir yapı. Bu tipik bir Bosna fenomeni. Şehri kontrol edemiyorsa, o şehri tank ve toplantılarla dışarıdan dövmek mantığı.
Bu Orta Çağ’dan kalan bir savaş mantığı. Bunun modern dönemdeki en çarpıcı yeri Srebrenitsa ve Saraybosna’nın dışarıdan kuşatma altına alınarak sürekli vurulmasıdır. O yüzden ya Suriye ordusunun kendisini ulusal ordu kimliğiyle bu çatışmanın dışına çekmesi lazım ya da bu şehirlerin korunması gerekiyor. Böylesine top atışına tutulması, gündüz ve gece arasında şehri kontrol eden otoritenin değişmesi Bosna senaryosunu canlandıran unsurlar.

-Çantanızda nasıl bir plan var?
Olayların tırmandırılması değil kontrol altına alınmasını istiyoruz. Biz 9 ay rejimle diyalog ile yapabileceğimiz her şeyi denedik. Sonra Arap Ligi insiyatifini destekledik. Ama Suriye hem kendi halkına hem de Arap dünyasına yabancılaştı. Uluslararası toplumda Rusya ve Çin’in, bölgesel olarak da İran’ın verdiği desteğe güveniyor. Şimdi Arap Ligi’yle birlikte iki hatlı bir plan üzerinden çalışıyoruz. Biri siyasi olarak yeni bir uluslararası insiyatif başlatmak. Uluslararası vicdanı harekete geçirecek ve rejim üzerindeki baskıyı arttıracak geniş tabanlı bir çalışma bu.

‘BM ile ortak çalışacağız’

-Peki bunun Humus’ta, Hama’daki insanlara faydası ne?
İkinci hat ise, BM ile birlikte hareket ederek bu şehirlere yönelik insani yardım mekanizmalarını çalıştırmak. BM’nin Cenevre’deki komisyonunda bir süreç başlattık. Ban Ki-moon ve Arap Ligi’yle konuştum, yarın tekrar görüşeceğiz. Çarşamba yol haritası şekillenecek. 

- İnsani yardım nasıl ulaşacak?
BM’de bir karar almak gerekiyor. (Rus vetosu olan Güvenlik Konseyi’ni kast etmiyor.) Bu şehirlerde ekonomik faaliyetler tümüyle durmuş durumda. Fırın çalışmıyor, yiyecek bulamıyorsunuz, maaşınız ödenmiyor. Humus’ta düzenli geliri olan insanlar bile sokağa çıktığında yiyecek ve temel ihtiyaçları bulamıyor. Kızılay ve Kızılhaç aracılığıyla insani yardımın güvenli bir koridor olarak ulaştırılmasını düşünüyoruz.


Clinton’la görüştü

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ABD’nin başkenti Washington’daki temasları kapsamında dün ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile görüştü. Önce çalışma yemeğinde bir araya gelen Davutoğlu ve Clinton, ardından ikili görüşme yaptı. Görüşmede, Suriye başta olmak üzere küresel ve bölgesel gelişmeler ile ikili konular ele alındı.


‘Ortadoğu değişirken MİT’i tartışmak tehlikeli’


MİT tartışmasında ‘Ortadoğu’ uyarısında bulunan Davutoğlu, Hakan Fidan’a güçlü bir destek yolladı 


Aslında Dışişleri Bakanı’nı bir Pazar sabahı Beyaz Saray’a yakın Willard Otel’de Suriye planları üzerinde çalışırken yakaladığımızda, amacımız MİT değil Suriye konuşmaktı. Ancak konu Türkiye’deki gelişmelere gelince, TİKA ve Başbakanlık’ta birlikte çalıştığı, ardından da Suriye, Irak ve Libya konusunda ortak mesai yaptığı Fidan’a güçlü bir destek çıkan Davutoğlu “Orta Doğu kritik bir değişimden geçerken güçlü bir dış istihbarata ihtiyacımız var. Böyle bir dönemde MİT’in tartışma konusu yapılmasını Türkiye’nin güvenliği açısından çok tehlikeli bulurum. Libya ve Irak’ta dış istihbarat bizim için çok önemliydi.  Fidan’ın dış istihbarat bağlamında yaptığı çalışmaların sağlıklı yürüyebilmesi için bu tartışmaların demokratik devlet geleneği içinde nihayete erdirilmesi lazım” dedi. Dışişleri Bakanı Bakanı’nın kritik ABD temasları öncesinde MİT ve Suriye konusundaki açıklamaları şöyle:
Su akar yolunu bulur. Önemli olan kurallarıyla temel değerleriyle prosedürleriyle işleyen bir sisteme sahip olmak. Türkiye’de bir hukuk ve demokrasi geleneği var. Devlet geleneği çerçevesinde kurumların yerleri oturmuş olduğu için taşlar yerine oturuyor. Herkesin bunun farkında olması gerekiyor.

SON SÖZ SEÇİLMİŞ OTORİTENİNDİR
Demokrasi olmayan yerlerde kurumlararası itilaf elit içi mücadeleye dönüşüyor. Oysa Türkiye gibi demokrasi  geleneği olan yerlerde nihai sözü söyleyecek olan seçilmiş otoritedir. Ve seçilmiş otoritenin iradesine ancak ve ancak seçimlerde sandıkta meydan okunur. MİT Müsteşarı konusunda bir soru varsa bunun giderileceği nihai merci yasama organıdır.
İstihbarat teşkilatlarının bütün dünyada nasıl çalıştığı, devletin bekası ve halkın güvenliği açısından hangi mahremiyet içinde olmaları gerektiği bilinir. Herhangi bir kurum gibi mütalaa edilemez. Bu anlamda demokrasilerde yerleşmiş kurallar var. Bir diplomattan beklediğiniz davranış modunu bir istihbaratçıdan beklemeniz mümkün değil.
Türkiye son derece kritik bir uluslararası konjonktürden geçiyor. Ortadoğu’da çok güçlü bir dış istihbarata ihtiyacımız var. Böyle bir dönemde MİT’in tartışma konusu yapılmasını Türkiye’nin güvenliği açısından da, bölgedeki rolü açısından da çok tehlikeli bulurum.
Bu sadece bir iç mesele değil bir dış politika meselesi.  İstihbarata teşkilatımız da Sayın Fidan liderliğinde yepyeni bir dış istihbarat yapısına kavuşturulurken böyle bir tartışmanın başlatılmasını doğru bulmam.  Geçen sene Libya ve Irak’ta MİT’in dış istihbaratının ne kadar önem taşıdığını hep birlikte yaşadık. Şimdi MİT’in yeniden yapılandırılması konusunda ciddi adımlar atan Fidan’ın dış istihbarat bağlamında yaptığı çalışmaların sağlıklı yürüyebilmesi için bu tartışmaların demokratik devlet geleneği içinde nihayete erdirilmesi lazım. Kurumun rahat çalışmasının önünün açılması lazım.  


Fidan’ın dış istihbarat bağlamında yaptığı çalışmaların sağlıklı yürüyebilmesi için bu tartışmaların nihayete erdirilmesi lazım
 

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Yazarlarda Ara
Bul
Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
"Keşanlı Ali Destanı" adlı tiyatro eserinin yazarı kimdir?
Markapon
©Copyright 2012