Fransa’nın ‘Ermeni soykırımı’nın tartışılmasını ve inkârını suç sayan bir yasayı Meclis ve Senato’dan geçirdiği günlerde Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammarberg İstanbul’daydı. İletişim Yayınları’ndan çıkan ‘Avrupa’da İnsan Hakları’ kitabının tanıtımı için gelmişti.
Hammarberg insan hakları alanında saygın bir isim. Uluslararası Af Örgütü’nün eski genel sekreteri. 1977’de Af Örgütü adına Nobel Barış Ödülü’nü almıştı.
Türkiye’nin darbeye sürüklendiği dönemin, 1980 askeri darbesinin de yakın tanıkları arasında.
Dün sabah Açık Radyo’da Ömer Madra’nın konuğuydu.
Thomas Hammarberg, Viyana’da Madra’ya 12 Eylül sabahı darbe haberini veren isim. O sırada Uluslararası AF Örgütü’nün Türkiye genel sekreterliğini yapan Madra, 32 yıl sonra Hammarberg’le mikrofon karşısına geçtiğinde 32 yıl önceyi anımsatır:
“Viyana’nın kadim hükümet binası konferans salonunun mermer dış basamaklarını hızlı hızlı çıkıyordum. Siz birden karşıma çıkıverdiniz. Haberi vermek için oraya gelmiştiniz. Şokun etkisiyle düşmeyeyim diye kolumu da kavramıştınız usulca, Türkiye ile bütün haberleşmenin kesildiğini söylemiş, ‘şimdi ne yapmayı düşünüyorsun’ gibilerinden bir soru da sormuştunuz, hiç unutmuyorum.”
Açık Radyo’da Madra’yı dinlerken 12 Eylül 1980 darbesinde Almanya’ya WDR’e Anka’dan yaptığımız radyo yayınlarını anımsadım. Meclis, Başbakanlık Kızılay çevresi, TRT tanklarda çevriliydi. Anka Ajansı o zaman Portakal Çiçeği Sokak’taydı. Dikmen üzerinden birkaç kontrol noktasından basın kartımı göstererek ajansa ulaşmıştım. ANKA’nın anlaşmalı olduğu radyolara bağlanacaktık: Altan Öymen CHP’nin Grup Başkanvekiliydi ve evinin telefonları kesilmişti. Siyasi parti liderleri tutuklanmıştı; pek çok milletvekili ya toplanıyor ya da aranıyordu. O şartlarda Öymen’i yayına çıkarmak riskli olabilirdi. Siyasi haberleri sunan Varlık Özmenek de, Madra gibi 12 Eylül’e yurt dışında yakalanmıştı. WDR, haberi benden istedi. 3 gün Almanya’ya darbe yayını yaptık!
Ömer Madra 32 yıl sonra karşılaştığı Thomas Hammarberg’e Evren ve Şahinkaya hakkında açılan 12 Eylül davasını sormuş.
Hammarberg, darbecilerin yargılanması konusunda bir süre sınırlaması, ‘zamanaşımı’ olmaması gerektiğini belirterek, geç de olsa cuntacıların mahkemede hesap vermelerinin doğru yönde atılmış bir adım olduğunu söylüyor.
Latin Amerika’da Şili Arjantin gibi ülkelerde benzer süreçlerden geçildiğini, işkencecilerden, darbecilerden hesap sorulduğunu anlatıyor. ‘12 Eylül darbesi için öyle ağır suçlamalar söz konusu ki bu kişiler yaşadıkları sürece sorumlu’ diyor.
Hammarberg’in Türkiye’ye geldiği sırada Hrant Dink davası karara bağlanmıştı.
Kararın kendisinde derin bir hayal kırıklığı yarattığını belirten Thomas Hammarberg, ‘Yargıç karardan memnun değilse davayı niye sona erdirdi?’ diye soruyor.
Haksız mı?!








Hangi süt patronu çiğ süt fiyat istikrarını küçük işlerden görüyor?