Adalet Bakanı Sadullah Ergin, telekulak sorununu medya yöneticilerine soracak:?Haberleşme özgürlüğü mü özel hayat mı?
argı gündemden düşmüyor. Kah yüksek yargıyla gerilim, kah telekulak skandalları, her şey dönüp dolaşıp Adalet Bakanlığı ve bakanlığın tepesindeki Sadullah Ergin’de bitiyor.
Bu durumdan çok da hoşnut olmayan Bakan, bu hafta ilginç bir toplantıya ev sahipliği yapacak. Ergin perşembe günü gazetelerin genel yayın yönetmenleriyle İstanbul’da bir araya geliyor.
Buna kısaca “Telekulak Zirvesi” diyebiliriz. Adalet Bakanı anlatıyor: ‘Medya dünyasına, köşe yazarlarına soracağız: Özel hayatın gizliliğine saygı duyulsun mu duyulmasın mı?’
Nasıl yani? Bakan espriyi açıyor: “Basın ne zamandır şikâyet ediyor, ‘Soruşturma gizliliği ihlal ediliyor, insanların özel hayatı ifşa ediliyor, kimse bir şey yapmıyor’ diye. Genel olarak mevcut düzenlemeleri yeterli bulmuyorlar. Ancak soruşturmalara gizlilik getirilince bu sefer de basın özgürlüğü kısıtlanıyor diye şikâyet ediyorlar. Bir yandan insanların özel hayatı ortaya seriliyor diye, diğer yandan basın özgürlüğü elden gidiyor diye feryat ediyorlar. Bu meseleyi konuşacağız.”
Ama Sayın Bakan, basında eleştirilen mesele özünde “illegal dinleme” ya da davayla ilgisi olmayan konuşmaların iddianamelerde yer alması değil mi?
Bakan, dinlemeleri tek elden yapan sistemin, geçmişe oranla bu tarz durumları azalttığını söylüyor: “Bakın TİB neticede bu tür durumlara engel oluyor. Fonksiyonu bu. TİB öncesi durumu ortaya koyarsak tablo ortaya çıkar. Sayısız faydası var.” Ergin, perşembe günkü zirvede amacın, ‘özel hayatın gizliliği’ ve ‘basın özgürlüğü’ arasında ‘optimum bir nokta’ bulmak olduğunu söylüyor.
Peki ya şu meşhur illegal dinlemeler? Ortam dinlemeleri? Varlığı iddia edilen seyyar dinleme araçları??Bunlar emniyet, MİT ya da jandarma gibi kurumların TİB sistemini suiistimal etmesiyle mi oluyor?
Ergin yanıtlıyor: “İllegal dinleme ille de kurumsal anlamda yapılan bir olay değil. Özel şahıslar da yapıyor. Zaten devam eden soruşturmaların (Ergenekon) eklerine bakarsanız, illegal dinlemelerde bulunmaması gereken insanlarda bulunan materyalleri görüyorsunuz. (İşçi Partisi’nden çıkan jandarma dinleme kayıtlarını kastediyor olabilir). Bu bilgiler parti temsilcilerinin evinde ya da laptopunda nasıl oluyor?”
Bakan haklı, bunlar TİB bünyesinde değil. Ancak sorun, Türkiye’de TİB sistemi dışında dinlemelerin de olması.
Ergin “İllegal dinleme yok diyemem. Ama bunların ille falanca filanca kurum tarafından yapılmasına gerek yok. Özel kurumlar ya da vatandaşlar da cihazla yapabiliyor. Vatandaş biriyle konuşurken elindeki cep telefonunu kayıt cihazı olarak kullanıp ortam dinlemesi yapıyor. Bu da illegal.”
119 bin kişinin resmi olarak dinlendiği ülkede illegal, özel, amatör, kurumsal dinlemeleri alt alta koyun tam bir Telekulak çılgınlığı ortaya çıkıyor. Tablo can sıkıcı. Peki ya çözüm?
Bakan Sadullah Ergin devam ediyor: “Tam olarak engellemek mümkün değil ama caydırıcı hale getirmek lazım. İllegal dinlemeler suç. Ama suçları ağırlaştırmak ve mevzuatı fonksiyonel hale getirmek lazım.”
Devletin yıllarca korktuğu kare
Birinci sayfada gördüğünüz resim, yıllar boyu kasetleri evlerde gizli gizli dinlenen efsanevi Kürt sanatçı Şivan Perver’in Viyana konserinin protokol tribününden. Unutmayın bir zamanlar bu ülkede insanların arabalarında Şivan Perver kasetlerini saklamak için gizli bölmeler vardı. Kasetle yakalanmak, gözaltı nedeniydi!
Bu protokol resmi neden önemli? Çünkü Türkiye’nin farklı kesimlerinden gelen Kürt siyasetçiler ve Kuzey Irak lideri Mesut Barzani, ilk kez böyle fotoğraf karesi içinde yer alıyor. Barzani’nin yanında Ahmet Türk gibi kapatılan DTP’nin yöneticileri dışında AK Parti’den Dengir Mir Mehmet Fırat ve Hak-Par Genel Başkanı Bayram Bozyel de var. Geçmişte tabi ki Türkiye kökenli Kürt siyasetçi ya da işadamlarından Barzani’yi ziyaret edenler oldu. Ancak ilk kez farklı partilerden gelen Kürtler bir Avrupa platformunda bir araya geliyor.
Yıllar yılı devlet böyle bir fotoğraf karesinden, Kuzey Irak’taki Kürt varlığının uluslararası meşruiyet kazanmasından, Türkiye’de yaşayan Kürtlerin Iraklı akrabalarıyla bir araya gelmesinden öcü gibi korktu.
Bir sürü antidemokratik yöntem, zulüm, yasak bu fotoğraf karesi olmasın diye yapıldı.
Oysa korkacak bir şey yok. Sınırın iki cephesinde de demokratikleşme, Türkiye’nin bölüneceği anlamına gelmiyor.
Dün BDP Milletvekili Sırrı Sakık’ı Viyana’da yakaladım. Sakık, konser öncesinde oturup Barzani’yle sohbet ettiklerini, konserin keyifli olduğunu söylüyor. Sonra soruyor “Kar durdu mu İstanbul’da? Ülkemiz güzel; buralar çok soğuk. Biraz sonra uçağa bineceğiz. Yarın kongremiz var.”
İşte HALİLNAME ilkeleri
Listeyi ilk kez bir bakanın elinde gördüm. Enerji Bakanı Taner Yıldız, bir sohbet esnasında, dörde katladığı kâğıdı açarak “Bakın bir büyükelçimizin yazdığı şu esprili notu sizinle paylaşmak istiyorum” dedi.
Bakanın elindeki 30 maddelik “Halilname”, renkli kişiliğiyle tanınan Moskova Büyükelçisi Halil Akıncı tarafından kaleme alınmış 30 maddelik bir liste. Türkler için ‘Murphy Kanunları’. Listeyi okuyunca gül gül öldüm; ancak büyükelçinin hazırladığı zihni sinir esprilerde inceden inceye bir ‘sistem eleştirisi’ de yok değil.
Akıncı’yı arayıp bu muzip not için tebrik ettim. “Ben Ulalıyım. Sakın Murphy Kanunları gibi İngiliz mizahı sanmayın. Bu Ula mizahıdır” dedi. İşte bürokrasi ve devlette başarılı olmak isteyenlerin uyması gereken kurallardan bazıları!
- Yalakalık yap denize at; bir gün işine yarar.
- En büyük hazinen cehaletindir. İyi koru.
- Kabiliyetinin cehaletini aşmasına izin verme.
- Zekâ bilgi ve balık yemekle değil, rütbeyle artar.
- Asla somut öneride bulunma.
- Fikir öğreterek düşünce suçu işleme.
- Asla karar verme, aleyhinde olabilir.
- Başkasına yaptırabileceğini kendin yapma.
- Unutma! Görevin iş yapmak değil yükselmektir.
- Başarı her zaman sana aittir, devredilemez. Başarısızlığın devri ise esastır.
- Soru bilgi almak için değil, otoriteyi göstermek için sorulur.
- Danışma ise alınan yanlış kararı onaylamak amacıyla yapılır.
- Yarını düşünmekle vakit kaybetme, nasılsa birileri düşünür.
- Demokrasinin en mükemmeli, hiyerarşik olanıdır.
CHP Facebook’u ıskalıyor
CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu, “Sol halktan koptu. Sokağa inemedik” sözleriyle malumu ilan etmiş oldu. Acı olan, CHP, yalnız ‘halk’ ve ‘sokaktan’ değil, partinin arka bahçesi olması gereken orta sınıf ve eğitimli kesimlerden de uzaklaşıyor.
En azından iletişim açısından bakarsanız durum böyle. Partide iletişim, partililere gönderilen SMS’ler, yetkililerin basın toplantıları ya da Genel Başkan Deniz Baykal’ın demeçleri üzerinden gidiyor.
Ancak bunlarla genç seçmenlere ulaşma imkânı yok. 21’inci yüzyılda siyasal iletişimin ana dili, internet, Facebook ve Twitter.
İktidar partisinden 10 kat fazla çalışması gereken CHP ne yazık ki buralarda hiçbirinde varlık göstermiyor.
Türkiye’de 5 milyon gazete satılıyor ancak 20 milyon civarında IP adresi var. Gençler, gazete okumasa da Türkiye ve dünyayı internetten takip ediyor. Türkler Amerikalılardan sonra Facebook’ta en çok zaman harcayan millet. Üstelik CHP’li seçmenin internet ortamına nüfuzu daha fazla.
Ama CHP Milletvekili Muharrem İnce’nin Meclis’teki 11 dakikalık konuşması İnternette hit rekorları kırıyor, Facebook’ta 19 bin ‘fan’ı var, diyeceksiniz.
İşte tam da anlatmak istediğim ‘iletişim özrü’ burada. Muharrem İnce’nin Facebook sayfası, o klipten ve televizyonda çıkan haberlerden ibaret. Yalova vekilinin ağzından ‘update’ denilen güncellemeler, mesajlar, günlük notlar, Tweet’ler yok. İnternetin en önemli özelliği olan ‘interaktivite’, hızlı cevap, 7/24 ‘siyasi eğlence’ yerine alıp tepe tepe kullanacağınız 11 dakikalık bir konuşma var.
Aynı şekilde yerel seçimde yıldızı parlayan İstanbul Gürsel Tekin ve diğer vekillerin sayfaları da donuk birer tarihi eser halinde. Vekiller zahmet edip düzenli notlar, siyasi yorumlar, günlük ‘update’ler koymuyorlar.
Ne olması lazım? Bakın Barck Obama’yı iktidara getiren Facebook ve Twitter rüzgârına. İnteraktif iletişim çağında CHP genç seçmene ulaşmak istiyorsa, vekiller yalnız Meclis kürsüsü ve basın toplantıları değil, zahmet edip Facebook sayfalarına düzenli mesajlar yazmayı, bir köşe yazarı gibi günlük tweet’leri yapmak zorunda.
CHP’de bunu yapan? Tek örnek, Facebook’da 181 bin fan’e düzenli yazan Kemal Kılıçdaroğlu!








“HALK” Partisi!