28 Şubat’ın 13. yıldönümünde sivil toplum kuruluşu temsilcileri, ‘Darbelere son’, ‘Bir daha asla’ pankartlarıyla yürüdüler. Sanatçı Lale Mansur, Taksim’de gruplar adına şöyle konuşmuş:
“Direniyoruz ve darbeyi Türkiye’de sevilen bir moda olmaktan çıkarıyoruz. Sadece darbecileri değil, darbeye zemin hazırlayan siyasileri de moda olmaktan çıkarıyoruz.”
Askerler bu manzaradan ders almalılar.
27 Mayıs ihtilali, 12 Eylül 1980 darbesine dek, ‘resmi bayram’ olarak kutlandı!
1980’de yönetime el koyan Evren ve Milli Güvenlik Konseyi üyeleri, ‘27 Mayıs’tan aldıkları dersle’ 12 Eylül’ü bayram ilan etmediler. 28 Şubat sürecine, 27 Nisan ‘e-muhtırası’na destek olan, Ergenekon’a ‘fasa fiso’ diyen CHP bile günümüzün anayasa değişikliği tartışmalarında, “Geçici 15. maddeyi getirin Evren’i yargılayalım” diyorlar.
Pazar günü İzmir Buca’da yapılan mitingde ise 28 Şubat’ın güçlü generali Çevik Bir’in adını taşıyan meydanda toplanan protestocular, darbecilerin adlarının cadde, sokak ve meydanlardan kaldırılmasını istemişler.
Beşiktaş meydanına sembolik ‘Darbeler Duvarı’ kurulmuş, üzerine darbe karşıtı sloganlar yazılmış.
28 Şubat’ın üzerinden 13 yıl geçtikten sonra, ‘Postmodern darbe’ diye anılan; Silahlı Kuvvetler’in doğrudan yönetimi üstlenmediği, MGK kararları üzerinden iktidarı baskı altına alarak, Sincan’da tankları yürüterek ‘siyasete müdahale’ yönteminin, hükümetleri düşürmenin orduyu yıpratmaktan öte sonuç doğurmadığını görüyor olmalılar. Bunu görüyorlar, anlıyorlar ama aynı şeyi yapmaktan kendilerini alamıyorlar.
2002 seçimlerinde AKP iktidara geldiğinde 28 Şubat 1997’deki müdahalenin üzerinden beş yıl geçmişti.
Bugün ortaya çıkan ‘Balyoz Harekât Planı’nın 5 bin sayfalık dokümanlarında görüyoruz ki, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’in ‘Günlükleri’nde deşifre olan Sarıkız ve Ayışığı darbe planlarıyla, Birinci Ordu’daki hazırlıklar örtüşüyor. Eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, Cumhuriyet’teki yazısında “Genç subaylar rahatsız” diyen Mustafa Balbay’a, İstanbul’daki ihtilal hazırlıklarını ihbar eden mektuplardan söz ediyor.
Doğramacı’nın cenaze töreninin ardından Erdoğan ile Başbuğ görüşmüşler.
Aynı gün, Balyoz’da, ‘Cami bombalama timi’ olarak adları geçen jandarma personelinden Konya İl Jandarma Komutanı Hüseyin Özçoban’ın sorgusu tamamlandı ve tutuklandı.
Orgeneral Çetin Doğan’ın, “Darbe hazırlığı değil, harp oyunu” diye savunduğu Selimiye Kışlası’ndaki plan seminerine konu olan ‘jenerik senaryo’daki iddialar gerçeğe mi dönüşüyor?! Senaryoyu aşan bazı hazırlıklar olmasa, ‘görevlendirme’ yapılır mıydı? Başbuğ’un “Lanetliyorum” dediği bu vahim iddialar, yargı sürecinde aydınlatılacaktır. Albay Dursun Çiçek’in imzasıyla ilgili jandarma raporu da gerçeklere işaret ediyor.
‘Bir daha asla’ mesajı orduya çok şey anlatıyor.








Kemalistler Kim mi?