SiyasetRSS
Tümü

İki gündür TARAF’ta yayınlanan “balyoz planı” iddiaları görmezden gelinemez.
Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklamasıyla da anlaşılıyor ki 2003-2006 yılları arasında bu iddialar ekseninde bir “seminer” ya da “harp oyunu” yapılmış.
Yani bir darbe girişimi ya da planı değil.
Ama bir darbe ortamının oluşması halinde müdahalenin nasıl uygulamaya konulacağı üzerine ayrıntılı bir yazılı çalışma ve komutanların “beyin fırtınalaması” olmuş.
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e ait bir söz vardır:
Türk Silahlı Kuvvetleri kanununda bu 35. madde kaldıkça...” diye başlayan bir tespittir bu...
35. madde “TSK’ya cumhuriyeti koruma ve kollama görevini” vermiştir.
Bütün askeri müdahaleler, darbeler bu maddeye dayanılarak yapılmıştır.
Şu son “seminer” ya da “harp oyunu”nun bu görev çerçevesinde düzenlendiği bir izah şaşırtıcı olmaz.
Yani şu sürecin sonunu sezebiliyorsam, TSK kanununun 35. maddesinin kaldırılacağı veya değiştirileceği tarih uzak değil.
Yeni bir maddeyle, TSK’nın görev tanımının yapılması olasılığı artıyor.
Seminere sunulan senaryoya gelince...
Çetin Doğan Paşa’nın Uğur Dündar’a söylediği gibi, “yapıştırmalar” yoksa çok “uçuk” şeyler.
Bunlar nasıl ciddi ciddi yazılır, ciddiye alınıp nasıl tartışılır.
Ayrıca bir darbe planı olsa, PKK ve El Kaide TSK’nın emrinde mi ki öngörülen dehşet verici eylemleri koysunlar!
Öte yandan...
Senaryodaki bir ifade gerçekten rahatsız edici.
Açıkça ve net olarak, “AKP hükümeti” yazılmış. Bu 3 harf olmamalıydı. Çok yanlış...
“Hükümete” diye yazılmış olsaydı bir seminer senaryosunun herhangi bir hükümet için hayali müdahale durumu denebilirdi.
Hayali Yunan saldırısı, hayali Rusya saldırısı, bölücü iç savaş eksenlerinde düzenlenen ayrıntılı seminerler ve harp oyunları gibi irtica eksenli bir çalışma planıydı.
Hayli bir tarih, hayali bir hükümet, hayali bir “zorunlu müdahale” öne sürülebilirdi belki...
Ne var ki...
Açık ve net olarak bugün de iktidarda olan AKP’yi hedef alan bir çalışma bu.
2003-2006 tarihlerinde irticaya karşı bir plan “geniş zamanlı” olarak düzenlenmiş.
“O tarihte de AKP iktidarda olduğu için adı yazıldı, başka bir parti iktidarda olsaydı o yazılırdı” mı denecek?
Bilemiyorum...
Bu konunun da açıklığa kavuşması gerekir.
Sonuçta saçma sapan, uçuk kaçık şeyleri tartışıyoruz.
Ve bütün bunlar Türkiye’yi geriyor... Travmatik bir topluma dönüşüyoruz...
TSK da yıpranıyor.
..................................
Benimle ilgili de birkaç satır.
Darbe olursa hangi gazetecilerle iletişim kurulacağına ilişkin 137 kişilik listede benim de adım geçmiş.
50 yıla yaklaşan gazetecilik hayatım boyunca demokrasi dışı hiçbir kurumla, cuntayla, tertiple, karanlık işlerle en ufak ilişkim olmadı.
Bundan sonra da olmaz.
“Demokrasinin bütün sorunlarının tek çözüm yolunun demokrasi olduğuna” inanırım.
..................................
Not: Dünkü yazımda çocukluktan arkadaşım, eski bakan Hikmet Uluğbay’ın adı yanlışlıkla “İsmet Ulubay” olarak çıkmış.
Düzeltiyorum...

 

TAVŞAN KARDEŞ
Ertuğrul Özkök’ün Genel Yayın Yönetmenliği’ne veda partisi için “Nasıl da keyifliydi” demenin bir yeni tarafı yok.
Elbette “keyifli” olacaktı.
Ertuğrul’un ve çalışma arkadaşlarının doğasıdır bu...
Ama...
Asıl bir Genel Yayın Yönetmeni’nin görevden ayrılışı ve yerine onun en yakın çalışma arkadaşlarından birinin gelişi bağlamında bu parti bizim medya mahallesine örnek olmalıdır.
Gelenek haline gelmesini diliyorum.
Ertuğrul da yaptığı konuşmada bunun altını çizdi:
“Ben şanslıyım. Çoğu kez genel yayın yönetmenleri gönderilir, kimileri de öldürülmüştür... Bu partinin gelenek oluşturması gerekir.”
İlk Genel Yayın Yönetmenliği’nden ayrıldığımda, gazetenin sahibi yerime gelen arkadaşımızla bana gazetede böyle görkemli değil ama bir davet düzenletmişti.
Duygulanmıştım...
Ne yazık ki sonrasında uzun süre dargın kaldık.
Ertuğrul Özkök’ün durumu çok farklı.
Doğan ailesinin bir ferdi gibi.
Hürriyet’teki yazıları da devam edecek.
Çalışma arkadaşları tarafından böylesine sevilmek ne güzel...
20 yılın “en güzel gecesi” bu olmalı Ertuğrul için.
İçki tezgâhında Hürriyet’in her davetinde yaptığım gibi, oradaki görevli arkadaşlara “Ertuğrul Bey’in zula şaraplarından lütfen” dedim.
İyi bir yılın şarabıydı...
Ertuğrul için harika bir “yaşamından kesitler klibi” hazırlamışlar.
24 sayfalık bir özel baskı Hürriyet gazetesi de çok hoş bir çalışma.
Tüm sayfalar Ertuğrul Özkök’e ayrılmış.
1. sayfadaki tavşan giysili Ertuğrul Özkök fotoğrafı onun Genel Yayın Yönetmenliği’nde yapamadığı için üzgün olduğu şeydi.
Hürriyet’in kapısından “tavşan kardeş” bir Genel Yayın Yönetmeni olarak girmek isterdim demişti ŞEFFAF ODA’da.
Arkadaşları onun bu dileğini de gerçekleştirdiler.
“Güzel yaşamın” 2. cildi de en az 1.si kadar yüzünü güldürsün.

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Yazarlarda Ara
Bul
Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
Hangisi uzakdoğu kökenli bir dövüş sporu değildir?
Markapon
©Copyright 2010