SiyasetRSS
Tümü

Balyoz’da 102 askerle ilgili tutuklama, yakalama kararlarının Askeri Şûra’da Erdoğan-Başbuğ buluşması öncesi kaldırılması üzerine, gazeteci arkadaşımız Mustafa Balbay’ın “ordusu olmadığı” için aylardır cezaevinde olmasını eleştirmiştik.
11. Ağır Ceza Mahkemesi, askerlerle ilgili kararında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özgürlükçü hükümlerini “kaçma durumu olmayan” sanıklar lehine yorumlamıştı.
Hukuktaki asker-sivil ayrımı Silivri’deki duruşmalara da yansıdı. 2. Ergenekon davasından 22 aydır tutuklu olan gazeteci Tuncay Özkan şöyle konuşmuş: “Bu davayı böyle sürdüremezsiniz. Niçin beni burada tutuyorsunuz? Hangi darbeyi yapmışım ben? Hangi general benden emir almış? Ben kime talimat vermişim? Arkamda ordu yok. Neden, Balyoz davasından böyle tutuklama yapılmaz diye insanlar salıveriliyor? Orada mı hukuk yok, burada mı? Böyle yargılama olmaz.” Özkan, mahkemedeki tepkisi nedeniyle salondan çıkarılmış ve beş duruşmaya katılmama cezası almış.
Mustafa Balbay’ın konuşması da ironi yüklüydü: “Bu devletin ordusunun komutanları darbeye eksik teşebbüs ederken, Balbay ve teğmenler tam teşebbüste mi bulunacak? Bizim dışarıda yasımızı tutanlar kimseyle pazarlık etmediği için mi burada tutukluyuz?”
Gücü gücüne yetene!..
28 Şubat’ta tankları yürüten paşaların önü açılırken, kaleminden başka suç aleti olmayan Balbay’a davaya “tutuksuz” devam etme şansı tanınmıyor.
Daktilosu bile verilmiyor.
Bir gazeteci için daha ağır ceza ne olabilir ki; bilgisayarından, yazı makinesinden uzakta tam bir “tecrit” uygulanmakta. İsyan ediyor: “70 yıl önce Nazım Hikmet’e cezaevinde daktilo verilmiş. Bize verilmiyor. Yazı yazmaktan sağ elimi kullanamaz hale geldim, sol elimi de kullanmaya başladım. Tecrit altındayız.“
Balbay, Menderes’in 9 ay 20 gün, Deniz Gezmiş’in 15 ay yargılandığını hatırlatmış.
Yargılama süresi uzadıkça tutukluluk “ceza”ya dönüşüyor.
Rus Matruşka’lar gibi, Ergenekon’da iç içe geçen iddiaların mahkemeler tarafından sonuçlandırılması aylar, yıllar alacak. Davaların içeriğinden bağımsız olarak, kimi sanıkların “darbeye teşebbüs”teki rollerinin, silahlı gücü elinde bulunduranlardan daha fazla olamayacağından hareketle hukukun adil ve eşit olarak uygulanmasını savunuyoruz.
Balbay’ın notlarına benzer günlüklerin sahibi emekli kuvvet komutanları, Balyoz sanıkları dışarıdayken “sivil” sanıkların içerde olmaları kamu vicdanını rahatsız ediyor.
Son Şûra’da da görüldü ki, askerin sivil alana müdahalesi artık kolay olmuyor, 2003-2007 arasında yaşanan, 27 Nisan e-muhtırası ardından erken seçime gidilmesi ve Gül’ün Çankaya’ya çıkmasıyla sonuçlanan süreç de, iktidarların “demokratik olmayan yollardan düşürülmesi” döneminin kapandığını gösteriyor.
Asker sivil herkes ders almış olmalı.

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Yazarlarda Ara
Bul
Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
©Copyright 2010