SiyasetRSS
Tümü

Haiti ve Şili’nin ardından Türkiye de Elazığ’da sabaha karşı gerçekleşen 6.0 büyüklüğündeki depremle sarsıldı. 51 yurttaşımız hayatını kaybetti. Ölü sayısında kerpiç evler olumsuz etken.
Gün boyunca ekranlara gelen jeologlara Doğu Anadolu fay hattındaki bu çaplı bir yırtılmanın Batı’ya etkileri soruldu. İstanbul’u bekleyen “büyük deprem” hatırlandı! Karayipler ve Pasifik’teki depremlerle Ege/Marmara denizleri arasında -olmayan- tektonik bağlantılar üzerinde bile akıl yürütüldü. Deprem uzmanları da artık deneyim sahibi olmuşlardı. Ürkütücü senaryolara prim vermediler ama, “Rahat uyuyun, İstanbul’daki depremin yıkıcı etkisi Şili’deki kadar olmaz!“ da demediler. Çünkü İstanbul, 1999 Marmara depreminden sonra da, Adalar-Tekirdağ kırığını görev sahil şeridinde inşa edilen gökdelenlerle, Şili’nin 1960’lardan itibaren izlediği politikanın tersine yatay değil dikey büyüyor. Bu binaların depreme ne denli güvenlikli olduklarını ancak depremde anlayacağız! Dileriz İstanbul 7 büyüklüğündeki bir depremle karşılaşmaz.
CNN Türk’ün dün sabahki haber toplantısına CHP Meclis Grup Başkan Vekili Kemal Kılıçdaroğlu da katılmıştı. Deprem görüntüleri arasında Kılıçdaroğlu’nun Batman’da yaptığı bir konuşma da gündeme getirildi. Diyarbakır-Bursaspor maçındaki olaylar konuşuldu.
Kılıçdaroğlu, “Toplumsal barışın bir parçası olacaksa genel affa evet diyeceklerini” söyledi. Bu açıklamayı CHP lideri Deniz Baykal’ın Mardin’de dikenli tellerin çevirdiği mayınlı arazilerin önünde yaptığını açıkladı. CHP’nin 1989 yılındaki Kürt raporunun arkasında durduğunu anlattı. KCK operasyonlarında tutuklanan BDP’li belediye başkanlarının “kelepçeli” görüntülerini eleştirdi. Meclis gündeminde bekleyen taş atan çocuklarla ilgili tasarının yasalaşmasına destek olacaklarını belirterek, “Bu çocukları kazanamazsak, toplumsal barışı sağlayamayız” diye konuştu.
Kemal Bey’in, “Kürt sorununu ancak CHP çözer” söylemi iddialı olmakla birlikte, CHP’nin son dönemde bölgeden soyutlanan kadro ve politikaları açısından yeni bir başlangıç niyetini yansıtıyordu. Kılıçdaroğlu bunları naif duygularla ifade ettiği için daha fazla inandırıcı olabiliyordu.
Diyarbakır maçındaki atmosfer de gösteriyor ki, “demokratik açılım” süreci iyi niyetle başladı ama iyi yönetilemedi. CHP, sürece destek vermek yerine, iktidarı Kürtler üzerinden mahkûm etmenin aracı olarak kullandı atılan adımları. MGK desteğini Genelkurmay’a çağrı yaparak kesintiye uğrattı. Başbakan’la görüşmekten kaçındı.
Kürt siyasetinin de PKK’nın silahsızlandırılması konusunda net mesajlar veremediği, Habur girişlerini yönetemediği bir gerçek. Tokat-Reşadiye saldırısı ise toplumsal desteği yok etti.
CHP, referandum ve seçime doğru yeni bir arayış içinde.
Doğuda deprem olmasaydı, Kılıçdaroğlu’nun “af” çıkışı batıda deprem etkisi yaratabilirdi.

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Yazarlarda Ara
Bul
Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
Mondros Ateşkes Antlaşması, hangi tarihte imzalanmıştır?
Markapon
©Copyright 2010