Şanlıurfa, Mardin-Midyat, Hasankeyf. Mezopotamya’nın binlerce yıllık tarihinden günümüze uzanan büyülü bir yol haritası; sıcağa dayanıklı değilseniz eğer sonbaharı bekleyin ve Güneydoğu’nun “öteki” yüzünü keşfedin. Camiler, kiliseler, medreseler, hanlar, hamamlar, konaklar, eski çarşılar olağanüstü bir emekle canlandırılıyor. Tarihi doku bozulmadan turizme açılıyor.
Doğaya, kültüre, müziğe, yemeğe doyuyorsunuz.
Gecenin serinliğinde taş yapılar, sokaklarda yıldızlar altında yürümek, eski Mardin’den “Boğaziçi” gibi ışıldayan ovayı seyretmek, onca kavga gürültü arasında ilk buğdayın bu topraklarda yetiştiğini, tarımın başladığını, yerleşik hayata geçildiğini hatırlatan, “her şey aslına döner” diyen bilgeliğin ışığında Kürt meselesini tartışmak yine de huzur veriyor insana. Avluda yankılanıyor seslerimiz: “Neden silah?... Barış değil de savaş! Yeniden ateşkes neden olmasın. Neden silahlar susmasın?” Yıldızlar tepemizde: “Eylemsizlik olacaksa, operasyonlar da durmalı.”
Kalenin bir mahallesinde oturan ninenin, bir bakraç yoğurdu satmak için Kürtçe dil dökerken çektiği eziyeti anlatıyorlar.
Bugün öyle değil Mardin. Araplar, Kürtler, Türkler birbirine karışmış.
Süryaniler, dönüyor yurtlarına.
Midyat’ta Kasr-ı Nehroz’u mutlaka görmelisiniz, ailenin yüzlerce yıllık mirası, eski konak restore edilerek içinde yaşanılır hale getirilmiş, daha sonra butik otele çevrilerek işletmeye açılmış. Rönesans’tan kalma Avrupa kentlerine benzer dokuda beş yıldızlı bir otel konforu çıkıyor karşınıza.
Şanlıurfa’da da, yerel yöneticiler bir “mucize” yaratıyor.
Fakıbaba, belediye başkanlığına yeniden seçildikten bu yana şehrin görünümü iyice değişmiş. Balıklıgöl’ün çevresi, kalenin etrafı çarpık yapılardan ayıklanıyor. Tarihi doku bozulmadan müzeler, parklar, yeni oteller inşa ediliyor. Eski çarşı tozdan, topraktan kurtarılmış.
Güneydoğu’da, “kalkınma ajansları” yerel yönetimlerle merkezi hükümet arasında yeni bir “köprü” oluşturmuş.
Şanlıurfa’da Vali Nuri Okutan’ın da katıldığı toplantıda Karacadağ Kalkınma Ajansı’nın çalışmalarını dinledik. Tarımdan eğitime, kültürden turizme, enerjiden sanayiye iki ilin Diyarbakır ve Şanlıurfa’nın potansiyeli birleştirilmiş. Dicle Kalkınma Ajansı ( DİKA) ise Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak illerinin bölgesel gücünü planlıyor, yönetiyor. Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) 1960-70’lerdeki misyonu yerel kalkınma ajanslarına devrediliyor. Bu yapılanma yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve “özerkliğe” geçişin de dolaylı bir adımı, denemesi gibi. Üniversitelerden de güç alıyorlar.
Son durak Hasankeyf.
Ömerli’nin bağlarından sonra Dicle’nin yeşil suları sıcaktan koruyor. Serinletiyor. Ilısu Barajı yapılırsa binlerce yıllık tarih yok olacak. Birden fazla baraj çözüm olabilir.
Her şey aslına dönecekse, toprağa, suya, Mezopotamya’nın kültür mirasına da sahip çıkmalıyız.








Allah encamını hayra tebdil eylesin