SiyasetRSS
Tümü

Başbakan Erdoğan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “tutuksuz yargılanması”ndan yana olduğunu açıkladı.
TRT 1’deki “Politik Açılım”da pazar günü, “İnternet andıcı” davasında ifadesi alındıktan sonra özel yetkili ağır ceza mahkemesince “terör örgütü yöneticiliği ve darbeye teşebbüs” suçlamasıyla tutuklanan “Başbuğ olayı”nı tartışmıştık.
Liberal düşünceleriyle muhafazakâr çevrelerde de saygı uyandıran 28 Şubat sürecine karşı çıkmış bir anayasacı olan Prof. Mustafa Erdoğan, Basbuğ’la ilgili iddiaların “göreviyle ilgili” olduğunu, dolayısıyla Yüce Divan’da yargılanması gerektiğini savundu. Prof Erdoğan’a göre “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” ile birleştirilen “İnternet Andıcı” davasında eski Genelkurmay Başkanı’na yöneltilen “hükümeti ortadan kaldırmaya yönelik” faaliyet iddiası da “silahlı bir eylem” içermiyordu.
“Darbeye teşebbüs” tam olarak gerçekleşmemişti!
En fazla görevi kötüye kullanmakla suçlanabilirdi.
Üstelik Başbuğ bu hükümet döneminde Genelkurmay Başkanlığı’na atanmış; Başbakan Erdoğan’la ve Cumhurbaşkanı Gül ile “yakın mesai” altında çalışmıştı.
Albay Dursun Çiçek’in suçlandığı belgeye “kâğıt parçası”, Poyrazköy’de çıkan lav silahlarına “boru” dediği günlerde doruğa çıkan “kriz”ler bazen Başbakanlık’ta ikili görüşmelerde, bazen de Çankaya’da Gül’ün başkanlık ettiği üçlü toplantılarda çözülmüştü.
Başbuğ, “Balyoz darbe planı” ortaya atıldığında ilk kez böylesine ciddi bir olayla karşılaşıldığını açıklamıştı.
Kulislerde hükümetin Başbuğ’un tutuklanmasından duyulan rahatsızlık dile getiriliyordu.
Başbakan’ın suskunluğu da buna yorulmuştu.
Özel yetkili mahkemelerin gazetecileri, aydınları hedef alan gözaltı ve uzun tutukluluk uygulamaları ABD ve AB çevrelerinde siyasi iktidarın demokratikleşme adımlarıyla ters düşen uygulamalar olarak eleştirilir olmuştu.
Arap Baharı’nın Türkiye medyası için “kışa dönüştüğü” yorumları uyarıcıydı.
Başbuğ’un tutuklanması da yeni soru işaretlerine yol açtı.
Başbakan Erdoğan’ın hafta sonunu İstanbul’da geçirdikten sonra dün Ankara’da Norveç Başbakanı’yla yaptığı görüşmenin ardından, Başbuğ’la ilgili “Şahsımın ve partimin görüşü tutuksuz yargılanmasıdır” demesi yapılan eleştirilerden etkilendiğine işarettir.
Başka bir ikilem de şudur:
Eğer Başbuğ, Genelkurmay Başkanlığı döneminde üzerinde imzası olmasa bile “komutan” olarak hükümeti ortadan kaldırmaya dönük “cuntasal” faaliyetlere göz yumduysa ve bu nedenle tutuklandıysa; 2007 Cumhurbaşkanlığı seçim sürecine “e-muhtıra” ile müdahale eden eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın durumu ne olacaktır?
Kamuoyu haklı olarak “Dolmabahçe Mutabakatı”nı sorgulamaktadır.
27 Nisan olayı kapatılacak mıdır?
Son olarak Başbuğ’un da dahil olduğu, 4 yıldır süren Ergenekon, Balyoz gibi davalarda artık bir sonuca gidilmesi gerekiyor.

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Yazarlarda Ara
Bul
Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
50.Yıl Marşı'nın sözleri hangi şairimiz tarafından yazılmıştır?
Markapon
©Copyright 2012