Ankara
CHP kurultayı 1200 delegenin önermesiyle yeni genel başkanını seçti; ‘muhalefet yorgunu’ partinin ‘iktidar koşusu’ Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde başlıyor.
‘Kral öldü yaşasın kral’
Bir kaset darbesiyle devrilen Baykal’ın yerine Kılıçdaroğlu geçti.
Tartışmasız, kavga gürültüsüz, bölünme olmaksızın.
Atatürk Spor Salonu’nu ve çevresini dolduran kalabalık böylesine coşku ve heyecanı uzun yıllardır yaşamamıştı.
Sanki 1970’lerin ‘CHP ruhu’ canlanmıştı. Bu nostalji, sadece “Bu ülkede namuslular en az namussuzlar kadar cesur olmalıdır” diyen pankartlara yansımamıştı; Rahşan Ecevit’in salondaki varlığından ‘Ecevit mavisi’ gömleğine dek her şey Kemal Bey liderliğindeki CHP’nin ‘geleceğe dönüş’ iddiasını ateşler nitelikteydi.
‘Sakin güç’ diye takdim edilen Kemal Bey, Baykal’ı aratmayacak tansiyonda bir konuşma yaparken, ‘hiç de fena bir hatip olmadığını’ gösterdi. ‘Recep Bey’ diyerek Başbakan’a yaptığı sataşmalar da, salonun tepkisini hükümete yönlendirmeye dönük taktik paslar oldu. Salon, “Hesap soracağız” diye ayağa kalktı.
Laiklikten, cumhuriyet ilkelerinden, Atatürkçülükten söz etmedi Kılıçdaroğlu.
CHP yönetiminin onca zamandır eleştirildiğinin aksine ‘rejim savunusuna’ girmedi, Ecevit’e 1973-77 seçimlerini kazandıran ‘bozuk düzen’in ve AKP iktidarının üzerine gitti.
Yoksulluktan, yolsuzluklardan, işsizlikten söz etti. Aç yatan çocuklardan, “Onlar bizim aşımıza ekmeğimize göz dikenlerdir, tanı bunları Adiloş Bebe” diyen Ahmet Arif’ten, “Bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine yaşayacağız” diyen Nâzım Hikmet’ten alıntılar yaptı.
‘Sola özlem vardı’ salonda.
İnsana vurgu yapıyordu Kemal Bey, Güneydoğu’ya uzanırken, “siyasetin odağına etnik kimlik ve inançları koyan anlayış yerine ayrışmayı değil, birlikte yaşamayı, barış ve kardeşliği esas alan, insanı baş tacı yapan bir yaklaşım”dan söz ediyordu. Kürt sorununa açık bir vurgu yapmıyor ve genel mesajlarda yetiniyordu.
Parti içi demokrasi ve seçim barajının düşürülmesi konusunda ise net konuştu.
Dokunulmazlığın kaldırılacağını söyledi. AKP’nin ‘korku imparatorluğu’nun son bulacağı, demokrasi çıtasının yükseleceği bir anayasadan yana olduklarını savunurken, ‘faşizme geçit vermeyeceklerini’ belirtti.
İktidara yüklendikçe, ‘Recep Bey’ dedikçe salondaki coşku arttı.
CHP’nin Kılıçdaroğlu yönetimindeki ‘yol haritası’ da ortaya çıkmış oldu.
Seçime dek Türkiye’nin ‘reel sorunları’ üzerinden siyaset yapacak. Ekonomik ve sosyal sorunları, geniş kitlelerin geçim derdini, işsiz gençlerin, işçi ve memurların, emeklilerin, çiftçinin esnafın dertlerini dile getirecek.
Çözümler önerecek.
CHP bu umudu topluma verebilirse ‘iktidar koşusu’nda AKP ile yarışabilir.








