SiyasetRSS
Tümü

Yine prematüre tartışmalarla gündem değiştiriliyor.   Erken seçimmiş. Başkanlık sistemiymiş. Yeni bir anayasa yapılmalıymış.
Bırakın bunları. Gazeteci Hrant Dink cinayeti ne olacak? Ondan haber verin!
Dink’in öldürülmesi nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’yi mahkûm etti. Emniyet, MİT, Jandarma (İçişleri Bakanlığı) ve Adalet Bakanlığı, Dink’in öldürülmesine, biline biline engel olmamakla, öldürüldükten sonra da aydınlatmak için gereğini yapmamakla, delilleri karartmakla suçlanıyor.
İşin en ibretlik yanı, bunları belgeleriyle kitap haline getiren tepeden tırnağa yürekli gazeteci Nedim Şener toplam 32 yıl hapis istemiyle yargılanıyor. O Nedim Şener ki, “Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları” adlı kitabı nedeniyle Abdi İpekçi Yılın Gazetecilik Ödülü’nü ve Uluslararası Basın Enstitüsü’nün Dünya Basın Özgürlüğü Kahramanı Ödülü’nü aldı.
Nedim Şener, doğru ve düzgün gazeteciliğin gereği olarak, gerçeğin son durumunu cuma günü Posta gazetesindeki köşesinde, can alıcı şu soruyla vurguladı:
Ankara Savcılığı’nın Dink cinayetinde ihmalleri görülen MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) mensupları hakkında açtığı soruşturma, Başbakan Erdoğan’ın izin vermemesi nedeniyle kapatılmıştı. Başbakan bu soruşturmaya izin verecek mi?”
O Başbakan ki, ucu nereye varırsa varsın, yolsuzlukların üzerine gidileceğini söylüyordu.
Halep oradaysa, arşın burada! Haydi bakalım, Dink davasının yolunu aç da görelim.
Ama Erdoğan buna izin vermez.
Ya peki, ana muhalefet partisi ne yapar?
Bu konuyu gündemde tutarak Başbakan’ı sıkıştırır mı? Yoksa onun gündem değiştiren tartışmalarının peşine mi takılır?
Üstelik, yüzde 42’lik azımsanmayacak bir muhalefet oyu ortada olduğu halde.
Bir kitap
Gazeteci İlhan Taşçı, günümüzün siyaset-cemaat ilişkilerinin perde arkasını “Hükümet-Cemaat Kuşatması CÜBBELİ ADALET” adıyla kitaplaştırdı. Taşçı, cemaatleri soruşturmak isteyen Cumhuriyet savcılarıyla cemaatleri destekleyenler arasındaki mücadeleyi belgeleriyle anlatıyor. Bu zamanda okumakta yarar var. (Cumhuriyet Kitapları)
Bir şiir
Bedri Rahmi Eyüboğlu’nu yitirişimizin yarın 35. yıldönümü. Unutulmaz dizeleriyle birlikte anıyoruz:
“Yâr yâr/ Seni kara saplı bir hançer gibi sineme sapladılar/ Değirmen misali döner başım/ Sevda değil bu hışım/ Gel gör beni darmadağın/ Tel tel dökülüp kalmışım./ Yâr yâr/ Canımın çekirdeğinde diken/ Gözümün bebeğinde sitem var.”

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Yazarlarda Ara
Bul
Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
©Copyright 2010