Ermeni soykırım tasarısının ABD Temsilciler Meclisi’nde bir alt komisyondan geçmesi, Ankara’nın gündemine bomba gibi düştü. Oysa aynı komisyon, benzer soykırım tasarılarını defalarca, hatta tam rakam vermek gerekirse 1975’ten beri 8 defa onaylamıştı. Hem Ankara hem de Washington’daki yetkililer, özel sohbetlerde aslında tasarının Dış İlişkiler Komisyonu’ndan geçmesinin “çok da önemli olmadığını” söylüyor. Türkiye ilk aşamada büyükelçiyi çekerek sert bir reaksiyon gösterse de bu geçici sayılabilir. Asıl mesele, tasarının Meclis Genel Kurulu’na gelmemesi. Bu da şu aşamada uzak ihtimal. İşte dünkü oylamayı okuma rehberi:
1- KOMİSYON ÖNEMSİZ, GENEL KURUL’A GELMEZ: Dünkü sonuç, Ermeni lobisinin beklediğinden çok daha yakın oldu. İşte bu yüzden dün görüştüğüm Dış İlişkiler Komitesi’ndeki Amerikalı yetkililer, Ermeni cephesinin böyle başa baş bir sonuçtan sonra “riske girmeyeceğini”, konunun Genel Kurul’a gelme ihtimalinin iyice azaldığını söylüyor. ABD Kongresi’ndeki bir kaynak “Bu kadar yakın sonuçtan sonra Genel Kurul’a getirmek büyük bir başarısızlığa neden olabilir. Artık Ermeni lobisi bütün enerjisini Obama’nın 24 Nisan’da yayımlayacağı mesaja yöneltecektir” dedi. Obama 24 Nisan’da “soykırım” derse, Ermeni diasporası için asıl başarı bu olacaktır. İşte asıl o zaman Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğinden korkmak lazım.
2- ANKARA GEÇ DEVREYE GİRDİ: Yine de Ankara daha erken devreye girmiş olsa ya da Ermenistan ve Türkiye arasında imzalanan protokollerde bir aşama kaydedilmiş olsa, sonuç Türkiye lehine olabilirdi. Murat Mercan başkanlığındaki TBMM heyeti, Washington’a uçarak perşembe günü oylanan tasarıya karşı lobi çalışmalarına pazartesi günü başladı. Zaten de Nabi Şensoy’un olaylı bir biçimde Washington’dan ayrılmasından sonra Washington elçiliği kritik bir dönemde haftalarca başsız kaldı. Ermeni lobisinin bütün bir yıl boyunca bu konuya asıldığı düşünülürse 4 günde yapılabilecek lobiden sonuç beklemek anlamsız.
3- MERCAN KOMİSYON BAŞKANIYLA KAVGA ETMEMELİYDİ: Washington’a giden milletvekillerinin Komite Başkanı Howard Berman ile görüşmelerinin gergin bir üslupta geçtiği anlaşılıyor. Oysa oylamadan hemen önce bu iki önemli isimle karşı karşıya gelinmemeliydi. Kullanılan üslup çok duygusal. Milletvekillerinin oylama öncesi ve sonrası yaptığı açıklamalarda özellikle Berman’ı hedef alan ağır ifadeler var. Ancak bu komite geçmişte de Türkiye için önemliydi; bugün de öyle. Ankara Komite’deki ağırlığını bozmamak için daha stratejik davranmalı.
4- MUSEVİ LOBİSİNDEN UYARI ATIŞI: Bu yıl geçen yıllardan farklı olarak ABD Kongresi’nde büyük ağırlığı olan Musevi lobisi, tasarıyla ilgili olarak “elini taşın altına” koymadı. Türk-İsrail ilişkilerinin geldiği nokta, eksen kayması tartışmaları ve hükümetin İsrail konusundaki eleştirel tutumu göze alınırsa bu şaşırtıcı değil. Ankara ayrıca son dönemlerde Obama hükümetiyle kurduğu ilişkiye güvenerek artık Musevi lobisine ihtiyacı olmadığı görüşünde. Ancak Musevi lobisi hâlâ Washington’da güçlü ve önümüzdeki yıllarda gündeme gelebilecek benzer tasarıları yenmek için kilit öneme sahip. Ankara, bu lobiyle arasını bozmasının Washington’daki etkisini iyi hesaplamalı.
5- DEMOKRASİ BÖYLE BİR ŞEY: Ankara’nın yaptığı bir başka hesap hatası, bizdekinin aksine ABD Kongresi’nde vekillerin ağırlıklı olarak parti sadakati değil kendi bölgelerindeki “seçmen talepleri” doğrultusunda oy verdiğini algılamamak oldu. Ankara “Obama yönetimi isterse geçer, istemezse geçmez” mantığıyla hareket ediyor. Doğru, Türkiye’de artık vekiller parti disiplini dışına çıkmaz oldu. Oysa Amerika’da vekiller bireysel olarak bizimkilerden daha güçlü, çoğu zaman hükümetin istediği doğrultuda değil, kendi seçmenleri ya da vicdanlarına göre hareket ediyorlar. ABD Kongresi’nde lobi yapmak için sadece Beyaz Saray’dan destek almak yetmez.
6- OBAMA İYİ OLABİLİR AMA CUMHURİYETÇİLER DAHA TÜRKİYE YANLISI: Türkiye’de hem hükümet, hem de medyada Obama lehine esen bir rüzgâr var. Ancak bu Cumhuriyetçilerin geleneksel olarak daha “Türkiye yanlısı”, Demokratların ise Ermeni meselesi, Kıbrıs ve insan hakları konularında daha eleştirel olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Obama iyi, hoş olabilir ama iş Ermeni soykırımı tasarısına gelince Demokrat-Cumhuriyetçi dengesi değişmedi. Cumhuriyetçilerin çoğu aleyhte, Demokratların çoğu lehte oy kullandı.
7- PİRE İÇİN YORGAN YAKMAMALI: Özel sohbetlerde hükümet yetkilileri ve diplomatlar, tasarının alt komisyondan geçmesinin “dünyanın sonu olmadığını” söylüyor. Bu, doğru bir analiz. Türkiye tabii ki bu kadar ağır ithamlar içeren bir tasarıya bir tepki göstermek zorunda. Büyükelçi’nin geri çekilmesi beklenen bir durum. Kısa sürecek göstermelik bir adım. Ancak bunun ötesinde İncirlik’i kapatmak, Amerikan şirketlerini ihalelerden men etmek ya da ikili ilişkilerin dozajını düşürmek, yalnız Ankara’nın dünyanın en güçlü ülkesiyle olan derin bağını örselemeyecek, aynı zamanda Türkiye’deki “eksen kayması” tartışmalarını hızlandıracaktır.








Başkanım pardon Başbakanım, Kılıçdaroğlu polemik değil demokrasinin gereğini yapıyor