İSTANBUL’da kalabalık bir caddede büyük bir patlama meydana gelir, içlerinde yabancıların da olduğu 95 kişi ölür.
Bu katliam Türkiye’den Londra ve Washington’a şok dalgaları halinde yayılır.
Yeni kurulmuş olan köktenci bir terör örgütü saldırıyı üstlenir.
“Labirent” işte bu büyük patlama sahnesiyle başlıyor.
“Labirent” Batı sinemalarının standardını yakalayan, hatta iddialı olanlarıyla boy ölçüşen bir aksiyon filmi.
Ama...
Özenti sanılmasın.
Konusu, çekimi, teknolojisi ile özgün.
Deneyimli sanatçıları da başarılı.
Labirent’in senaristi, yapımcısı, yönetmeni Örnek’i, Atatürk (1998), Kuruluştan Kurtuluşa Fenerbahçe (1999), Topkapı Sarayı (1999), Tanrıların Tahtı Nemrut Dağı (2000), Hititler (2003), Madalyonun iki yüzünü de gösteren Gelibolu (2005) gibi etkileyici belgeselleriyle tanıyoruz.
Beğeniyle izlenen Devrim Arabaları ve Kaybedenler Kulübü’nden sonra bu üçüncü filmi...
Böyle bir filmin her zaman hayali olduğunu ve HSBC patlamalarından da esinlendiğini söylüyor.
“Filmin adı neden Labirent?”
Cevaplıyor:
“İç içe geçen öyküler, iç içe geçen karakterler, Ortadoğu’daki ilişkiler... Bunları en doğru tanımlayacak kelimenin o olduğunu düşündüm.”
ÇOCUK YAPMAK İSTİYORUM
FİLMDE istihbaratçı Reyhan karakteriyle Meltem Cumbul her zamanki gibi rolünün hakkını veriyor.
İşkence ve kavga sahnelerinde oyunculuğu müthişti. Bunlar için ders almış.
Kapı gibi bir mafyozoyu Meltem’in kung-fu dövüşçüsü vücut diliyle tepeleyişine ve işkence sonrası yüz ifadesine alkış.
Filmde Meltem iyi bir anne.
Ya gerçek hayatta?
“Bende 25 yaşımdan beri o istek var” diyor.
ŞEFFAF Oda’nın diğer konuğu ise istihbaratçı Fikret rolüyle Timuçin Esen...
Timuçin rolleriyle örtüşen sert görünüme sahip. Ancak...
Tolga Örnek için hazırladığı video genellikle kaşları çatık olan Timuçin’in mizah tarafını da ortaya koyuyor.
İKİ LAMİNANTÇININ AŞKI
Sette yemekten dikişe, süpürgeye her işi onun yaptığını izlerken ne kadar iyi oyuncu olduğu bir kez daha anlaşılıyor.
Timuçin, filmin adıyla ilgili anısını paylaşıyor:
“Sette beklerken sokaktan insanlar geliyor, sorular soruyorlar. Birisi geldi ‘abi filmin ismi ne’ dedi. ‘Labirent’ dedim. ‘Laminant?’ dedi. ‘Evet laminant’ dedim. ‘Konusu ne’ dedi. ‘İki laminantçının aşkı’ dedim.”
....................
Timuçin’in diğer bir özelliği ise rockçı oluşu. “Mayhoş” adlı albümünden iki parçanın klibini izliyoruz.
Söz ve müzikler Timuçin’e ait.
...................
Tolga Örnek, Meltem Cumbul ve Timuçin Esen’le keyifli bir pazar sohbeti...
ADA ‘YARIMADA’ OLDU
KURUÇEŞME sahilinden Galatasaray Adası’na yürüyerek geçmek bir ilk. Salları birbirine bağlayarak yol yapılmış, Galatasaray Adası bir geceliğine “yarımadaya” dönüşmüştü.
Su üzerindeki bu yola kırmızı halı döşenmişti.
Bir “cat wolk” hissi veriyordu.
Özellikle kadın konuklar “model” moduna giriyorlardı sanırım.
Aslında bu yol, ünlü viski markası Johnie Walker’in “Keep Walking (yürümeye devam)” sloganı nedeniyle düşünülmüş.
Silindir şapkalı, çizmeli “yürüyen İngiliz centilmeni” bu markanın logosu/simgesi.
Geceyi Türkiye’de şarap ve rakı çeşitleri, yenilikleri, kalite iddialarıyla önemli katkı yapan “Mey İçki” dünyanın lider alkollü içki üreticisi DIAGEO ile bütünleşme bağlamında düzenlemişti.
Bu birleşmenin altındaki imza Mey Grup çıtasını kısa sürede yükseklere çıkaran başarılı CEO Galip Yorgancıoğlu...
Bu birleşme sonucu Mey İçki’nin portföyüne yeni giren içkilerin tanıtımı için sürpriz durakları olan bir yol haritası çizilmiş.
Ada’nın girişinde konuklar önce Bailey’s alanında karşılandı.
Tadımın ardından Johnie Walker alanında viskiler piyanodaki Kerem Görsev’in performansı eşliğinde yudumlandı.
Aşağıdaki büyük salonda Smirnoff votkasının “Be There (Orada Ol)” sloganıyla müzik, dans, Karayip Korsanı ve esireler giysisiyle geceyi renklendirenler, Rusya’dan getirtilen ve ışıl ışıl avizede gösteri yapan dansçı...
Mey elbette “Rakı” da demek. Terasta rakı-balık masaları doluydu.
ASYA’DAN LONDRA’YA
SERDAR Bilgili’nin A’jia adlı oteli boğazın Asya sahiline vurmuş “inci” gibidir. Geleneksel yeni yıl partiler dizisinin 7’ncisini otelin işletmesini yapan DOORS grubu düzenledi.
Bu yılki davet, “Chivas” tadındaydı.
Chivas kızları da bu tadı görsellikle tamamlıyordu. Ünlü DJ Salih Saka aynı hafta Etiler Şamdan’da 30’uncu meslek yılını kutlamıştı.
Başta mekânın ilk günden bu yana sahiplerinden biri olan Mehmet Tuna, eski dostlar oradaydı. Salih Saka A’jia’daki geceye de kanatlar taktı.
Onun özelliği, salondakilerin nabızlarını parmaklarında tutmak, enerjiyi yükselterek yaymak. DOORS grubunun Londra’da iki Michelin yıldızlı iddialı bir restoranı satın aldığını ve ocak başlarında Londra’da bir davet düzenleyeceğini, Türkiye’den çok sayıda konuk olacağını yazmıştım.
Ancak eksikler olmuş. Tamamlayayım.
DOORS grup bir değil, “2 Michelin yıldızlı en genç şef” Tom Aikens’e ait 3 restoran almış; “Tom Aiken’s Restaurant, Tom’s Kirchen ve Tom’s Deli...” Tekrarlayayım...
Bu tür açılımlar “Türkiye için etkili tanıtımlar” demek.








