İSA Peygamber bir köy evinde doğmuştu. Birkaç gün kaymalı tartışmalı olsa da “milat” kabul edilir.
Peki...
İsa aynı gün aynı saatte aynı anneden köyde değil de Kudüs kentinde doğsaydı “milat” inancında ne fark ederdi?
Güncel bir “milat” tartışmasına geçelim.
Genelkurmay eski Başkanı em. Org. İlker Başbuğ’un tutuklanmasını “milat” olarak yorumlayanlar var.
Böylece “devlet üzerinde asker vesaitinin kaldırılmasının kesinleştiği” görüşündeler.
Bu değerlendirme “hukuki” değil “siyasidir.”
Siyasette farklı bakış açıları olması doğaldır.
Saygı duyulur.
Ancak...
“Hukuki gerçekler” farklı kesimlerin, farklı siyaset açılarından bakarak değişmez.
Barolar Birliği başta olmak üzere genellikle saygın hukukçular İlker Başbuğ’un yargılama süreci için ciddiye alınması gereken uyarılarda bulundular.
Onlara göre Anayasa gereği Genelkurmay başkanları ancak “Yüce Divan” olarak görev yapacak “Anayasa Mahkemesi’nde” yargılanabilir.
Sorgulamayı yapacak ve dava açılmasını isteyecek yetkili makam da Ankara Cumhuriyet Başsavcısı’dır.
Ayrıca iddia konusu suçun işlendiği yer Ankara olduğu için coğrafi olarak da yetkili mahkemenin yeri Ankara’dır.
“Coğrafi” kriteri bir yana bırakalım.
Davanın açılmasını isteyecek Başsavcı ve davanın görülmesi gereken Anayasa Mahkemesi zaten Ankara’da olduğu için bu durum “coğrafi” kriteri zaten kapsamakta.
Genelkurmay başkanları da suç işleyebilirler.
Bunun dava konusu yapılmasına kimsenin itirazı olamaz.
“Suç, mahkeme kararıyla kesinleşinceye kadar sanık masumdur” karinesi gözetilerek İlker Başbuğ için iddia edilen suçun örtbas edilmemesi gerektiği ve edilemeyeceği tartışma dışıdır.
Buna karşılık Başbuğ aleyhine dava sürecini başlatan İstanbul özel yetkili savcısı ve özel yetkili mahkemesi “yetkili midir ve ortada yetki aşımı var mıdır” sorusu etrafında bir “görüş birliği” oluşmuş değil.
Tersine...
Görüş farkı derinleşmekte.
Savcılara, yargıçlara, onların kararlarına saygımızı sürdürmekle birlikte “İlker Başbuğ için yetkili yargı mercii” tartışmasının ortak paydaya alınması altı çizilerek Türk hukuk içtihatları arasında yer almalıdır.
Yazının başına dönelim.
İlker Başbuğ’a dava açılması ve tutuklanması “devlet üzerindeki asker vesayetine konulan son ve kesin nokta” olarak “milat” oluşturuyorsa aynı hukuki sonucun Anayasa maddesinde düzenlendiği gibi Anayasa Mahkemesi kararıyla yaratılması “milat” olmayacak mıydı, “milat” olmaz mı?
Sadece davanın açılmış olması “milat” diye yorumlanıyorsa ve mahkeme kararının ne olacağı bilinmiyorsa
Ne değişirdi?
Ne değişir?
“Tabii hâkim” temel kuralı eksenindeki bu tartışma daha “ilk sayfa...”
Başbuğ’un “görev suçu işlemediği, internet siteleri açılmasının Genelkurmay Başkanı görevleri arasında olmadığı ve bu nedenle de Anayasa Mahkemesi’nde yargılama gerekmediği” görüşleri bu “ilk sayfa” sorunudur.
Bu sayfayı çevirdikten sonradır ki, başta “tutuklama hali ve nedeni” olmak üzere diğer konulara geçilebilir.
HASTANEDE YILBAŞI
YILBAŞI öncesinden başlayarak bir hafta izinliydim.
Bodrum’a kış aylarında doyum olmaz.
Temiz havada yürüyüşler yapacak, bol bol okuyacak zamanım olacaktı.
Kafayı dinlendirecektim.
Hesap buydu ama tutmadı.
Tatile çıkacağımdan bir gün önce sol gözüm arıza çıkardı.
O günün akşamı dostum Dr. Davut Kohen “retina yırtılması” teşhisini koydu, hastaneye yatırdı.
Sabah 8’de ameliyata aldı.
2 buçuk saat sürmüş.
Sonra...
Yoğun bakımda 1 gün.
Ve...
Hastane günleri, geceleri...
Retina yırtılması dedikleri “duvar kâğıdının, duvardan kalkması ve yırtılması...”
Benimki üç yerden yırtılmış.
Kohen retinayı yerine yapıştırmak için yüzlerce kez lazer ışını çakmış.
Retinanın arkasına özel bir gaz koymuş.
Günler yüzüstü yatarak geçti.
Böylece retina arkasındaki gaz öne baskı yapıyor ve yapışmayı hızlandırıyormuş.
Yeni yıla diğer hastalarla ve nöbetçi hemşirelerle girdik.
Birbirimize “sağlık” diledik.
Geçen cumadan itibaren Dr. Kohen bantları çıkardı ama gene de görüntülerin tam net olması için biraz zamana ihtiyaç var.
Düzelme hızı iyi sayılabilir.
Şimdilik “sağ gözümle” idare ediyorum. (Siyaseti sağ mercekle görüyorum sanılmasın.)
Bu ayrıntıları verirken amacım “benim sol gözümü” anlatmak değil sizleri uyarmak.
Gözünüzün önünde bir ya da birkaç küçük siyah benek görmeye başladığınızda hiç zaman yitirmeden göz doktorunuza koşun.
Retina ayrılması başlamış demektir.
Ayrılırken kılcal damarlardan kopmalar olmaktadır ve o benekler kan zerreleridir.
Ben işte o ilk aşamada alarmı yeterince önemsemedim, işte sonuç.








Kutlu olsun!..