SiyasetRSS
Tümü
01 Aralık 2011 - 02:30

Muhteşem Yüzyıl seti ve arabesk Rambo

ÇİFTE tüfekli, fişek kemerli Libyalının, Topkapı Sarayı’nda 1 saat çatışmadan sonra öldürüldüğü haberini öğrenince düşündüm; “Allah’tan Muhteşem Yüzyıl’ın çekimini yapanlarla da karşılaşmamış.”
Muhteşem Yüzyıl’cıların o tarihi giysileri ile 21’inci yüzyılın silahlarını kuşanmış “Libyalı Rambo özentisi” karşılaşmasını düşünün.
Ya Muhteşem Süleyman’ı oynayan Halit Ergenç’in çekim sırasında elinde kılıç olsaydı ve “Libyalı kaçık” bunu kendisine dönük tehdit olarak algılasaydı!..
İşte sana bir film...
“Rambo, Muhteşem Süleyman’a karşı.”
32 kısım tekmili birden...

ARABESK RAMBO 
KARA mizah bir yana.
Elin Libyalısı pompalı tüfekleri omzundan beline asmış, omzundan beline fişekliği sarkıtmış, elini kolunu sallayarak Sultanahmet Meydanı’nı geçiyor...
Esnaf takılıyor:
“Ne o, ava mı gidiyorsun kardeş?”
Hiç oralı olmuyor.
Arabesk Rambo görünümünde yürüyüşe devam.
Topkapı Sarayı bahçesine açılan kemerli kapı önüne geldiğinde tüfeklerinden birini nöbetçi ere doğrultuyor, onu indiriyor.
Sonra da iki güvenlik görevlisini yaralıyor.
Erin otomatik silahını da alıp kana buladığı yürüyüşünü sürdürüyor.
Sarayın şimdilerde restorasyonla dönüştürülen karakol binasını, Aya İrini papazlarının bu yaz ki kazılarda ortaya çıkarılan lojmanlarını geçiyor.
Bu arada ilk müdahale gerçekleşiyor.
Sarayın korumasında görevli jandarma astsubaya ateş açıyor ama isabetsiz.
Artık bahçeye keskin nişancı özel timciler gelmişlerdir.
Onlar da ateş açıyor...
Saray bahçesinin üstünde emniyet helikopteri uçarak aşağıdakileri yönlendiriyor.
Hoparlörle sürekli “teslim ol” anonsları yapılmaktadır.
Libyalı ise buna rastgele etrafa ateş ederek cevap vermektedir.
Halk ve turistler bu sahneleri “film çekiliyor” sanmaktadırlar.
Öyle ya...
Arkasında sırt çantası, omuzlarında iki tüfek, elinde otomatik silah, omzundan beline sarkıtılmış fişek kemeri olan bir tek kişi için müthiş tantana.
Polis, meraklı vatandaşı ve turistleri uzaklaştırırken Libyalı, birkaç turisti rehin alarak Aya İrini’ye girmek istiyor.
Ve son nokta konuyor.
Keskin nişancılar Libyalıyı öldürüyorlar.

KAFAYI MI YEMİŞ? 
OLMAZ böyle şey.
Sarayın dış kapısına gelinceye kadar çifte tüfekli, fişeklik gerdanlıklı bir adam nasıl serbestçe yürüyebilir?
Hiç mi polis yoktu?
Hiç mi sivil güvenlik elemanları bulunmuyordu oralarda?
Diyelim ki “Libyalı arabesk Rambo’yu deli sandılar, aldırmadılar...”
Bunu da akıl kabul etmez.
Deli zaten tehlikelidir hele silahlısı!..
Nasıl müdahale edilmez?
Her şey bir yana yasalar “silah taşımayı” ayrıntılarıyla düzenlemiştir.
Kentin ortasında hem silah taşımak hem de silah göstermek fiili takipsiz kalabilir mi?
Bu Libyalı “Rambo” mu ki tek başına saray kapısındaki biri otomatik silahlı er olmak üzere toplam 3 güvenlikçiyi yaralıyor ve erin silahını alıyor, bahçeye giriyor?
.........................
Libyalının özel tim tarafından öldürülerek etkisiz hale getirilmesi ise bir diğer duyarlı sorun.
Kimdir?
Neyin nesidir? Bir örgütten mi?
Ne yapmak istiyordu?
Yapabildi mi?
Ölü ele geçtiği için bu sorular cevapsız kalabilir.
.........................
İzlenimlerime ve sezilerime göre bu Libyalı “arabesk Rambo” bir “zır deli...”
“Zararlı deli...”
Kuyuya taş atanlardan değil kan akıtanlardan.
Neyse ki rastgele ateş ederken çevredekilerden yaralanan olmamış.

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Yazarlarda Ara
Bul
Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
©Copyright 2011