Türkiye siyasetine “referandum” nasıl girdi? Günahıyla sevabıyla katkım vardır.
Tarihin akışını değiştiren bu ilginç olayı anlatayım.
Kenan Evren
Cumhurbaşkanı...
Kadim arkadaşım Mehmet Barlas, Evren ile yakın dost...
İstediği zaman Evren ile konuşuyor, biz gazeteci milletini atlatıyor.
Birkaç kez köşkten randevu istedim olumlu cevap alamadım.
Bunun üzerine bir diğer kadim arkadaşım Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Ali Baransel’e durumu şöyle anlattım.
“Milliyet gazetesi bir anonim şirket tarafından yayımlanıyor. Onun başyazarı Mehmet Barlas sık sık Cumhurbaşkanı Sayın Evren ile konuşuyor, özel demeçler alıp gazetesinde yayımlıyor.
Ben de bir diğer anonim şirket tarafından yayımlanan GÜNEŞ gazetesinin GYY ve başyazarıyım ama randevu taleplerime özellikle son zamanlarda olumlu yanıt alamıyorum.
Bu durum 2 ticari kuruluş olan anonim şirketler arasında haksız rekabet yaratıyor.
Sayın Cumhurbaşkanı bu açıdan baktığında eminim ki aradaki adaletsizliği giderecektir.
Kendilerinden randevu talebimi yineliyorum.”
Sevgili Ali, bilinen sağduyusuyla “Haklısın” cevabını verdi ve “Durumu Sayın Cumhurbaşkanı’na arz edeceğim” dedi.
Aradan 24 saat bile geçmemişti “Sayın Cumhurbaşkanı sizi yarın akşamüstü Florya’daki Cumhurbaşkanlığı yazlık köşkünde kabul edecekler” mesajı geldi.
Evren sözünü tuttu
Devam ediyorum...
O zamanlar Boğaz’daki “Huber Köşkü” Cumhurbaşkanlığı yazlık çalışma mekânı olarak henüz yeni alınmıştı.
Onarım çalışmaları yapılmaktaydı.
Florya’daki köşkün iskelesinde çay içerek siyasette bir ufuk turu yaptık.
Cumhurbaşkanı Evren 1980’den sonra siyaset yapmaları, seçme hakları kaldırılmış olan Demirel, Türkeş, Erbakan ve aralarında Deniz Baykal’ın da bulunduğu diğer önde gelen isimlerin üzerindeki bu yasağın kalkması tartışmalarıyla kendisine haksızlık yapılmasına alınmıştı.
“Güya Anavatan yasakları kaldırmak istiyormuş da ben karşı çıkıyormuşum” dedi.
Anavatanlılar ve özellikle Mesut Yılmaz böyle konuşmalar yapıyormuş.
Ardından deprem etkisi yapacak bir formülü dile getirdi:
“Madem öyle, hodri meydan. İncelettim, bir anayasa değişikliğiyle referanduma gidilebilir. Yasakları anayasa referandumuyla halk koymuştu, bir referandum daha yapılsın halk kaldırsın. Anavatan referandum yolunu açan hukuki düzenlemeleri yapsın. Söz veriyorum, ben hiç karışmayacağım. Ne EVET, ne HAYIR... Kenarda seyredeceğim...”
Bir gazetecinin yaşamında böyle anlar bir kere ya yaşanır ya yaşanmaz.
Heyecanımı belli etmemeye çalışarak, “Bunu yazabilir miyim?” diye sordum.
“Cıvaoğlu, eğer savunacaksan, yaz” cevabını aldım.
Tarihin kilometre taşı
Nasıl savunmam?..
İhtilal sonrası siyaset hakları ellerinden alınmış olanlara ve demokrasiye katkının yanı sıra tarihin akışını değiştirecek bir süreçte bir rol oynayacaktım.
Ertesi sabah Cumhurbaşkanı Evren’in bu söylemi sürmanşetti.
Müthiş bir sarsıntı...
Siyasette kabaran tsunami dalgaları...
Öyle bir kamuoyu baskısı oluştu ki, Anavatan Türkiye’ye “referandum” kurumunu getiren hukuk düzenlemesini yapmak zorunda kaldı.
Sonrası biliniyor...
Halk oyuyla siyasi yasaklar kalktı.
Liderler -sadece isimleri değişmiş olan- partilerinin başına geçtiler.
Cumhurbaşkanı Evren verdiği sözü tuttu, referandum kampanyaları boyunca “EVET” ya da “HAYIR” yönünde hiçbir tavrın içinde olmadı.
Aradan yıllar geçti.
İki yaz önce sevgili Ali Şen’in Bodrum’daki evinin bahçesinde onun geleneksel yemeklerinden birindeydik.
Evren ve Barlas’ın da konuk oldukları uzun bir masanın etrafındaydık.
Orada bu “haksız rekabet” söylemimle başlayan anıları konuştuk.
Gene referandum sürecine dönelim.
Özal bütün gücüyle sandıklardan “HAYIR” çıkması için çalıştı.
İlk referandumunda -az farkla da olsa- yenilmişti.
Çok geçmeden Türkiye’yi bir kez daha referanduma götürdü.
“Yerel seçimlerin öne alınmasını halkın oyuna sundu...”
Onu da kaybetti.
İki referandum...
Birincisinde “EVET”, ikincisinde “HAYIR...”
Yani...
“Referandum netamelidir. Sandıktan ne çıkacağı hiç belli olmaz.”
Anayasa Mahkemesi’ne ya da 1 yıllık süre engeline takılması olasılığı büyük olan “Yargı Reformu” referandumu çıkmaz sokak gibi görünüyor.
Bunda ısrar yerine Türkiye’nin gündemindeki ağırlıklı sorunlara odaklanmak çok daha akılcı olur.








Allah encamını hayra tebdil eylesin