PASCAL Nouma’ya soruyorum: “Real Madrid’i mi, Barcelona’yı mı destekliyorsun?”
“Madrid’de zenci problem” diye cevap veriyor. P.S.G’deyken Real Madrid’e karşı oynamış. Tribünlerden ona maymun sesleri çıkararak siyah oluşunu alaya alıyorlarmış. Bu ırkçı tezahürata haklı olarak tepkili. O nedenle Barcelona’yu tutuyormuş.
Türkiye’de bu tür problem yaşamadın diyorum. “Valla yok. Her gün sokakta, markette, Fenerbahçeli, Galatasaraylı hepsi ‘Pascal seni seviyorum’ diyor” şeklinde anlatıyor.
Türkiye’de kalma sebeplerinden biri de bu.
“Türiye’de her zaman mutlu olduğunu” söylüyor.
Pascal’ın kimi zaman agresif tavırlarının altında geçmişte yaşadığı böyle travmalar yatıyor.
Kendini şöyle tanımlıyor:
“Bu yüzümün arkasında bir kediyim.”
“Okulda tek şansım vardı. Futbolcu olmak. Futbolcu olmazsam başka bir şansım yoktu” diyor.
“Önceden hep kavga vardı, polis vardı, problem vardı. Şimdi yok” diye ekliyor.
HER SAHNEDE BAŞKA BİRİYLE AŞK
ŞEFFAF ODA‘nın diğer konuğu ise sanatçı Aydan Kaya.
Kültür Üniversitesi oyunculuk mezunu.
Chris de Burgh ile düet yapmış.
Üstelik teklif karşı taraftan gelmiş.
Aydan “Bu şarkıda 100’ün üzerinde müzisyenle, Londra Senfoni Orkestrası eşliğinde düet yaptık” diyor.
Ayrıca Aydan, 22 Arap ülkesinde raflara çıkacak Arapça bir albüm çıkarıyor.
Şeffaf Oda izleyicilerine Arapça bir şarkı da söylüyor.
Bir başka projesi de “Cumhuriyet kadınlarının söylediği şarkılardan oluşan sahne performansı...”
Sadiye Ayla’dan başlıyor. Müzeyyen Senar, Belkıs Özener, Ajda, Sezen, Candan, Nilüfer, Şebnem Ferah ve kendi şarkıları...
Cumhuriyet tarihi gibi...
........................
Sahnede rol yapıyor musun, diye soruyorum.
Bir sırrını paylaşıyor:
“İlk defa burada söylemiş olayım. Ben her sahne programımda izleyicilerden birisini seçerim ve ona âşık olurum. Âşık olmazsam söyleyemem. Anlıktır ama o an birisinden elektrik almalıyım ki söyleyebileyim şarkımı. Çok platonik, bir anlık bir şey.”
Aydan’a “Pascal için tezahüratın oluyor muydu?” diye soruyorum:
“Fransa’da doğdu, Beşiktaşlı oldu. Helal olsun sana, Pascal Nouma” diye slogan atıyor.
Aydan’ın da bütün Pascal hayranları gibi Pascal forması varmış.
PASCAL’IN GÖZYAŞLARI
AYDAN Kaya, Sarı Gelin’i söylerken Paskal’ın gözlerinden “bardaktan boşalırcasına” yaşlar süzülüyor.
Evet, gerçeklen o yaşlar bardaktan boşalıyor.
Sempatik futbolcu Pascal, Aydan şarkıyı söylerken masadaki bardaktan ve mumlukların sularından alıp gözlerine sürüyor. Ve yapay gözyaşlarıyla ağlamaya başlıyor.
Bu yapay ağlama gerçek gözyaşlarına dönüşüyor. Bakıyorum gözler kızarıyor.
Yüz ifadesi duygusallaşıyor.
Bu Pascal’ın oyunculuk yeteneğini gösteriyor.
Dizilerde oynamalısın diyorum.
“Onu bilmiyorum, ama Acun O Ses Türkiye’nin yeni sezonuna beni istiyor” diye cevaplıyor.
Pascal kendi TV programını da Türkçe sunmak için Türkçe dersleri alıyor.
......................
Aydan Kaya’nın güzel sesi ve Pascal’ın sempatikliği keyifli bir Pazar harmanı...
THE ARTIST VE BERLİN KAPLANI
OSCAR adayı “The Artist”i izliyorum... Salonun ancak 4’te 1’i dolu. Acaba “Benim gittiğim seans mı böyle?” diye düşündüm.
Haftanın filmlerinden gişe sıralamasına baktım.
Oooo...
Ata Demirer’in “Berlin Kaplan”ı, Oscar adayı “The Artist”e tur bindirmiş.
Salonları dolduruyor.
The Artist’e dönelim...
Filmin erkek başrol oyuncusu Jean Dujardin sırtlamış götürüyor.
Zaten Oscar heykelciğinin habercisi olan “Golden Globe” (Altın Küre) ödülünü aldı.
Dujardin bizdeki Demet Evgar ve Emre Karayel’in oynadıkları “1 Erkek ve 1 Kadın” programının Fransa’daki eşini oynayarak ün kazandı.
Komedi sanatçılığında epey yol almıştı.
The Artist’te de onun bu donanımını öne çıkaran sahneler az değil.
“1 Erkek ve 1 Kadın” programlarının sonrası sinema setlerinde yoğunlaştı, sıçrayışlar yaptı.
Yüzünü, bakışlarını çok iyi ve hızlı kullanıyor.
Dans sahnelerinde müthiş.
The Artist’in konusu sessiz film yıldızının, sesli filme geçişiyle ışığının kararması, kenara itilmesi ve elinden tutup yıldız yaptığı ona âşık kadının kolunda sesli film çevirerek tekrar o eski pırıltılı yıllara dönüşü.
Sessiz film görüntülerinden, yaşamın seslerine ve tekrar sessiz filmlere dönüş döngüsü doblen gibi ustaca işlenmiş.
Keyifle izleniyor.








Kutlu olsun!..