SiyasetRSS
Tümü

Milliyet’in efsane Genel Yayın Yönetmeni ve Başyazarı Abdi İpekçi için gazeteci milleti arasında şöyle bir “haber ve yorum güvenirliği” sloganı vardı:
“- Saat kaç?
- Son anda bir sürpriz değişiklik olmazsa 17.00...”
Yanlış hatırlamıyorsam bu nüktenin yaratıcısı meslek büyüğümüz Cüneyt Arcayürek’ti.
O zamanlar Hürriyet’in Ankara temsilcisiydi, duayendi.
Ancak...
Abdi İpekçi’nin kılı kırk yaran titiz gazeteciliği ve en kesin durumlarında küçük bir “ihtiyat payını” bırakması yetişmekte olan genç kuşak gazetecilere örnek olmuştur.
Onlardan biri olarak yazıma koyduğum ama yazı uzun gelince kurban olan 5 satırlık son “ihtiyat notu” İpekçi öğretisi sonucudur.
Anlatayım:
Dünkü yazımda Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultayda tek aday olacağının ve seçileceğinin -neredeyse- kesin göründüğünü yazmıştım.
Ancak gene de küçük bir ihtiyat payı notunu eklemiştim. Yazı uzun gelince kurban olan 5 satır şöyleydi:
“Politikada 24 saat bile uzun süredir.
Her şey değişebilir.
Yukarıdaki satırlar bu ihtiyat payıyla yazılmıştır.
Hele Deniz Baykal’ın il başkanlarına randevu vermediği yolunda Ankara’dan gelen haberler ihtiyat payının altını çizmemizi gerektiriyor.”
Beklentim çarşamba içindi ama siyaset tablosundaki görüntülere bir son dakika gol asisti dahil oluverdi.
Deniz Baykal’ın avukatları bir basın toplantısı düzenleyerek sürpriz açıklama yaptılar.
Söyledikleri kısaca şöyle:
“İnternete düşen ve Baykal’ın CHP Genel Başkanlığı’ndan istifasına uzanan video görüntülerini uzman bir bilir kişi kurumuna incelettik... Bu görüntüler, kesinlikle Deniz Baykal ve Nesrin Baytok’a ait değildir... Montajdır...”

Mani zail olunca
Elbette bu açıklama bir psikolojik etki katsayısına sahiptir.
“Mani zail olunca, memnu avdet eder” diye bir söylem vardır. “Engel ortadan kalkınca yasak da kalkar” anlamına gelir.
Yani “Deniz Baykal’ın istifa etmesine ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkan adaylığına uzanan sürecin nedeni Deniz Baykal ve Nesrin Baytok’un video görüntüleri değil miydi?
Evet...
O görüntüler gerçek dışı olduklarına göre, o halde Deniz Baykal’a yapılan haksızlık onarılmalıdır.”
Tabii böyle bir “açık söylem” yok ama satır araları böyle okunabilir.
Ya Deniz Baykal’ın “kesinlikle aday olmayacağım” açıklaması?
Onun adaylığını koyması gerekmiyor.
Kurultay delegelerinin yüzde 20’si bir önerge vererek “Deniz Baykal’ı genel başkan adayı” gösterebilirler.
Daha önceki beklentiler böyle bir durumda kurultayın tüm delegeleri tarafından Baykal’ı seçecek olmaları değil miydi?
Büyük olmasa bile böyle bir olasılığa Abdi İpekçi öğretisi gereği işaret etmekte yarar var.
Avukatların kurultaya iki gün kala “Video görüntüleri kurgu... Görüntülerdeki kadın ve erkek kesinlikle Nesrin Baytok ve Deniz Baykal değil” açıklamasını yapmaları  Abdi İpekçi’nin “son anda bir değişiklik olmazsa” ihtiyat notuyla örtüşmekte.
Ama gene de saatin 17.00’yi göstereceği gerçeğinin değişmeyeceği söylenebilir.

İstim sonradan
İğrenç komplo görüntüleri daha internete ilk düştüğü gün Deniz Baykal ve Nesrin Baytok anında tepki koyup “Bütün bunlar gerçek dışıdır. Aramızda daha önceki sekreter patron ve sonraları da milletvekili genel başkan ilişkileri ötesinde hiçbir boyut yoktur.
Bu iğrenç kasetteki görüntüler bize ait olamaz çünkü bunlar aramızda yaşanmamıştır” demiş olsalardı süreç çok farklı gelişirdi.
Bu açıklama “kim ne biliyorsa ortaya kanıtıyla koysun” diye bir meydan okumayla noktalansaydı ortaya ne Kılıçdaroğlu çıkabilirdi, ne Önder Sav olayı yaşanırdı, ne il başkanları toplanır, “Baykal’ın Genel Başkanlığı artık uygun olmaz” açıklaması yapılırdı...
“Video kurgudur” açıklamasının aradan 10 gün geçtikten sonra yapılması...
Bu süreç içinde “komplodur, iktidar parmağı var, video üzerinden kendimi sorgulatmam, dedikodu” gibi olayın aslına değinmeyen açıklamalar Baykal’ın “U” dönüşüyle yeniden genel başkanlığa seçilme yoluna girmesine yeterli olmamıştır.
Bu saatten sonra da Kemal Kılıçdaroğlu’nun “önlenemez yükselişinin” önüne takoz konulabilme olasılığı çok zayıf.
Avukatların açıklaması Deniz Baykal’a ancak moral kazanç getirecektir.
Referandum ve seçim kampanyalarında Kılıçdaroğlu ve kurmaylarına iktidarı daha fazla silkeleyecekleri bir malzeme oluşturacaktır.
Baykal’ın da bir gerçek dostu olarak koşulları daha fazla zorlamayacağını düşünmek istiyorum.
.....................
Gene Abdi İpekçi jargonuyla noktayı koyayım.
“Eğer tüm bu öngörüleri değiştirecek son dakika gelişmesi olmazsa...”

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Yazarlarda Ara
Bul
Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
©Copyright 2010