SiyasetRSS
Tümü

CHP’de il başkanlarının Kılıçdaroğlu’na desteklerini açıklayarak, ‘Baykal döneminin kapandığını’ ilan ettikleri saatlerde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun basın toplantısındaydık.
İran’ın nükleer programıyla ilgili gelinen aşamayı dinledik.
Davutoğlu akademisyen olduğu için bir diplomattan ya da siyasetçiden beklenmeyecek ölçüde açık konuşuyor. Bazı parantezler açarak -yazılmamak kaydı düşüyor- süreci olduğu gibi anlatıyor. Bu da gazeteciler açısından bilgilendirici oluyor. İstanbul‘da yazarlarla buluşması da bu çerçevede çok yararlı geçti ve uluslararası gündemin en önemli sorunu olan İran’a yaptırımlar ve Türkiye üzerinden yapılacak ‘uranyum takası’ konusunda hayli bilgilendik.
Bakanın kendisi de İran’a geliş gidişler sayesinde, bir nükleer reaktörde çalışacak kadar uzman olmuş!
Meraklı ve dert edinen gazeteci milleti olarak Davutoğlu’na, Mısır Çarşısı’nda baharat sorarcasına, uranyumun renginden nerede saklanacağına, Batılı ajanların İran’ın uranyumunu kaçırma olasılığından Tahran’daki nükleer reaktör yerine Çekmece’nin vurulmasına dek akla gelen her şeyi yönelttik. Sabırlı bir bakan Davutoğlu. O da bize Kant’tan Preveze Deniz Zaferi’nde Barbaros’un Andre Dorya’yı nasıl yendiğine dek, diplomasi masasına sürdüğü taktikleri anlattı.
Sonunda Dışişleri kurmaylarından birisi, “Uranyumu Kız Kulesi’nin altında saklamayacağız” dedi de rahatladık!
İran’a yaptırımlar gibi sıkıntılı bir konu üzerindeki kaçınılmaz ‘uranyum geyikleri’ bir yana, Türkiye ‘barış’ adına tarihi bir sorumluluk üstleniyor. Ve İran’ın BM Güvenlik Konseyi’nin iki geçici üyesi Türkiye ve Brezilya ile anlaşma imzalayarak 1200 kilogram uranyumun ‘takas’ yoluyla zenginleştirmesine ‘evet’ demesi ABD’nin tereddütlerine karşın önemli bir adımdır. Anlaşmaya göre, İran’ın elindeki düşük oranda zenginleştirilmiş uranyum Türkiye’ye teslim edilecek.
120 kilogram zenginleştirilmiş uranyum Viyana Grubu ülkelerince üretilecek. Böylece nükleer kapasitenin silaha dönüşme riski ortadan kaldırılacak.
Ancak ABD başta BM Güvenlik Konseyi üyeleri, İran’ın uranyum stokunun 1200 kilogramın çok üzerinde olduğu gerekçesiyle ‘takas’ formülünün ‘önleyici’ olmayacağını, nükleer program bütünüyle durdurulmadan enerjinin silaha dönüşme tehdidinin ortadan kalkmayacağını savunuyorlar.
Türkiye’nin bu aşamada İran’a ‘takas’ yolunu açması ise yaptırımlar öncesinde ‘pişmiş aşa su katma’, Tahran’a zaman kazandırma şeklinde görülüyor. Davutoğlu ise Obama yönetimini her aşamada bilgilendirdikleri ve ‘diplomasiye şans verilirse’ İran’la nükleer krizin aşılacağı inancında. Yaptırımlara ihtiyaç kalmadığını savunuyor.
İran Türkiye açısından sıkıntılı bir dosya. Irak’ta olmayan ‘kitle imha silahları’nı işgalin gerekçesi yapan ABD, İran’ın nükleer silahlanmasına izin verir mi?

 

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Yazarlarda Ara
Bul
Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
"Bir elinde cımbız, bir elinde ayna/ Umurunda mı dünya" diyen şairimiz kimdir?
Markapon
©Copyright 2010