SiyasetRSS
Tümü

TÜRKİYE pazartesi ve salı günleri ‘hipertansiyon’a kapıldı. Borsadaki çalkantı bunun göstergelerinden sadece biridir.
Sebep, Başbakan’ın iddia ettiği gibi medyadaki yayınlar ve bazı yazarların yazdıkları değildi.
Başbakan “falan” yazarlara kızıyor ama biliyorum ki ordu ve yargı da “filan” yazarlara kızıyor.
Tansiyonu böylesine yükselten ve borsayı sarsan asıl etken “falan” veya “filan” yazarlar değil, yaşanan olayların niteliğidir. Nitekim dış basın da bu olayları ‘büyük haber’ olarak gördü ve yorumladı.
HSYK tartışmalarıyla başlayan yüksek tansiyon, “Balyoz operasyonunda generallerin gözaltına alınması”yla “hiper” düzeyine fırladı. Hangi ülkede olsa medya bu çapta ilgi gösterir, canlı yayınlar yapar, manşet atar, değişik görüşlerde yorum yazıları çıkar. 

Gül’ün inisiyatifi
Böyle dönemlerde aklın gereği, tansiyonu düşürmek için önce bir “ateşkes” yapmak, ardından da çözüm yolu aramak için hemen diyaloğa başlamaktır.
Kavga ediyorsak da hiç olmazsa bu kadar akıllı ve sorumlu olalım.
Bu açıdan Cemil Çiçek’in Pazartesi günü Genelkurmay’ı ziyaret etmesini olumlu buldum.
Tansiyon için biraz ‘supap’ etkisi yaptı.
Başbakan’ın o süreçte sakin ve sessiz kalmasını olumlu buldum. Diyaloğa açık olduğunun ifadesiydi bu.
En önemlisi de Cumhurbaşkanı’nın Çankaya’da “üçlü zirve” yapmasıdır. Siyasi tansiyonun düşmesi, piyasadaki ateşi de biraz düşürdü.
Gül böyle gerilim dönemlerinde tansiyonu düşürecek inisiyatifler alıyor. Daha önce de yasama, yürütme ve yargı başkanlarını bir araya getirmişti. Sabih Kanadoğlu’nun iddia ettiğinin aksine, ‘erk’lerin birbirinden tamamen kopuk olduğu, yasama ve yürütmenin yargıyla hiçbir irtibatının bulunmadığı demokrasi dünyada yoktur.
Organlarla çatışan, yahut taraf tutan ya da Çankaya’da inzivaya çekilip, ara sıra ideolojik vaazlar yayınlayan cumhurbaşkanı tipleri parlamenter sisteme uygun değildir. Hatta sistemde gerilim çıktığı zaman cumhurbaşkanının devreye girmesi sistemin en önemli emniyet supaplarından biridir.

Devrim değil, evrim
Yargı-hükümet krizi yaşanırken de “ateşkes”i savunmuştum; Cumhurbaşkanı Gül’ün yargı başkanlarıyla ve Adalet Bakanı’yla görüşerek reform konusunda bir orta yol arayışını başlatmasını önermiştim. (Milliyet, 20 Şubat)
Gül’ün bu yönde yüksek yargı başkanlarıyla görüşmesinin ardından Adalet Bakanı Ergin’in de yüksek yargı başkanlarıyla görüşmeye başlaması umut vericidir.
Gül’ün Çankaya’da Başbakan’la Genelkurmay Başkanı’nı bir araya getirmesi de tansiyonun biraz düşmesinde en önemli etken oldu.
Karmaşık sorunları kutuplaşarak, devrimci metotlara başvurarak çözmek mümkün değildir. Doğru metot devrim değil, evrimdir.
Felsefi olarak söylersek, ‘devrimci’ J. J. Rousseau ile ‘ihtiyatlı’ Edmond Burke’ün karşı karşıya geldiği noktada haklı olan Burke’tür. Devrimci Fransız tarihiyle evrimci İngiliz tarihi bunu bir laboratuvar gibi doğruluyor.
Yüksek tansiyon sağlıklı düşünmeye engel olur, çözüm getirmez. Başbakan sakin konuşmalı, reform konusunda yargı başkanları katı ve dayatmacı değil, müzakereci olmalı. Asker kesinlikle eski “masaya yumruk vurma” yoluna sapmamalı, hukuka saygılı tavrını devam ettirmelidir.
Türkiye arabayı devirmeden gelişme yolunda devam edebilmelidir.

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Yazarlarda Ara
Bul
Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
Türkiye'de güneydoğudan esen rüzgâra ne denir?
Markapon
©Copyright 2010