SiyasetRSS
Tümü

ANAYASA Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın konuşmasında en çok vurgulanan, “bağımsız ve tarafsız yargı” kavramıdır. Kutuplaşmış Türkiye’de Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın, çatışan odaklara eşit mesafede, böyle ‘bağımsız ve tarafsız’ uyarılarda bulunması hukuk ve adalet adına son derece memnuniyet vericidir!
Önüne gelen dava hakkında hiçbir ihsasta bulunmadan sadece evrensel doğruları seslendiren bir yargıç konuşması...
Gerçekten, Sayın Kılıç, hiçbir derneğin diliyle konuşmadı! Hatta “derneklerin farklı siyasi zeminler üzerine oturtulmasının tehlikesi”ne dikkat çekti, uyarıda bulundu!
Sayın Kılıç, hiçbir partinin, hiçbir siyasi ideolojinin özel terminolojilerine vurgu yapmadı, ideolog gibi değil, yargıç gibi konuştu. “Çözüm önerileri getirmek yerine suçlama yapmayı” da eleştirdi, “bir sayı fazla ise hepsi benim biçimindeki siyasal üstünlük anlayışı”nı da eleştirdi.
Kılıç’ın konuşmasındaki son derece önemli bir nokta da, yargıyı “özeleştiri”ye davet etmesidir. Halbuki bizde yüksek yargı başkanlarında görülen genel alışkanlık, yargının maddi ve fiziki eksiklerini dile getirip bunların giderilmesini istemek ama hiç özeleştiri yapmamaktır! 

‘Bağımsız ve tarafsız’
Kılıç, rakamlarla ortaya koydu; yargının ağır iş yükünden davalar çok gecikiyor, tutukluluk halleri uzayıp gidiyor, “adil yargılanma hakkı” ihlal ediliyor. Bu yüzden Türkiye, AİHM’de en çok mahkûmiyet alan ülkelerin başında!
Ama yargıdaki sorun “ağır iş yükü”nden ibaret değil! ‘Bağımsızlık ve tarafsızlık’ sorunları da ciddi boyutlardadır. Kılıç’ın belirttiği gibi:
-  İlk derece mahkemeleri ve savcıları, hem bakanlığın hem Yüksek Yargı’nın baskısını hissediyor; bu ikisi de giderilmeden ‘bağımsızlık ve tarafsızlık’ tam gerçekleşmez...
-  TBMM gibi Yüksek Yargı’nın da genel kurul toplantıları şeffaf ve kamuoyu denetimine açık olmalıdır...
-  Yüksek Yargı’da, çeşitli makamlara gelmek için yaşanmakta olan “seçim telaşı” çok zaman kaybettirdiği gibi kulislere, gruplaşmalara yol açıyor. Liyakat sistemine geçilmelidir.
Şunu da ben ekleyim: Meclis’teki önerge, “seçim telaşı”nın bu sakıncalarını 11 bin hâkim ve savcıya yayacaktır!
-  Ve Kılıç’ın yargıya ‘tarafsızlık’ uyarısı:
“Yargı, elindeki adalet terazisinin ayarını bozarsa toplumun güven duygusunu kaybedecektir... Yargı bağımsızlığını, tarafı olduğu değerlerin sığınağı olarak kullananlar, yargı güvencesini topluma hissettiremezler...”

Siyaset ve reform
Kılıç’ın şu uyarılarına en çok Başbakan kulak vermelidir:
“Bağımsızlık ve tarafsızlık konularında ciddi sorunları olan yargı sistemimizde yapılacak değişikliklerin, tepkisel düşüncelere dayanmaması ve niteliği farklılaşmış yeni bir tarafsızlık ve bağımsızlık sorunu doğurmaması en büyük dileğimizdir.”
Kılıç’ın şu sözleri, demokrasi tarihimizdeki bir hastalığımızın teşhisi ve bütün iktidarlarla muhalefetlere yapılmış bir uyarı niteliğindedir:
“Siyaset kurumunun iç işleyişindeki olumsuzluklar ülkemizin hayati derecede önemli sorunlarının çözümünü güçleştirmektedir. Oysa, demokratik bir rejimde siyaset sorun yaratmak değil, sorunları çözme sanatı olarak tarif ediliyor... Toplumun en masum sorunlarının bile ideolojik bir bakıştan geçirildikten sonra ‘rejim krizine’ dönüştürülmesi ‘siyasal ayrışmanın’ keskinleşmesini besleyen en önemli kaynaktır. Zira yaratılan siyasi gerilim bireyleri taraf olmaya zorlamakta, yanlış da olsa ait olduğu siyasi kesimin doğrularını inatla savunmaya mecbur bırakmaktadır.”
Bugün gazetelere bakınız, Kılıç’ın sözleri kamuoyunda nasıl karşılanmış? O çok bildik ‘yargısal muhtıra’ gibi mi?
Yoksa “tarafsız hakem”in haklı uyarıları gibi mi?
İhtiyacımız buna!

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Yazarlarda Ara
Bul
Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
©Copyright 2010