SiyasetRSS
Tümü

28 Şubat’ta Genelkurmay karargâhında medya ilişkilerini yöneten iki güçlü general vardı. Çevik Bir ve Erol Özkasnak.
Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreteri Erol Özkasnak’ın bir “teşekkür mektubu” yansıdı medyaya. 40 gazetecinin adı geçiyor haberde. Listeye bakıldığında çoğu gazete ve televizyon yöneticisi olan isimlere yönelik bir “protokol” mektubunun kaleme alındığı gibi bir izlenim doğuyor.
28 Şubat sürecinde Milliyet’in genel yayın yönetmeniydim. Kimseden “teşekkür mektubu” almadım! Tersine, Başbakan Erbakan’ın istifaya zorlandığı Haziran 1997’de, Washington Temsilcimiz Yasemin Çongar’ın ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright’a soru yönelterek geçtiği “Anayasa dışına çıkmayın” uyarısını manşet yaptığımız ve “darbe”ye karşı çıktığımız için baskı gördük. “Oraya da iki general mi gönderelim?” şeklinde tehdit aldık. Ankara Temsilcimiz Güneydoğu heyetinden çıkarıldı.
Şemdin Sakık’ın ifadelerine eklemeler yapılarak gazetecilerin işlerine son verildiği, İnsan Hakları Derneği Başkanı Akın Birdal’ın suikast hedefi yapılarak ölümden döndüğü günlerde, Milliyet’ten 11 gazeteci “kırmızı liste”deydi.
Ankara’daki kanlı eylemin ardından Akın Birdal’ı ziyaret eden Yavuz Donat’ın röportajını manşetten yayımlamıştık.
Milliyet, Ankara’nın puslu havasında bu ambargoyu kırınca DSP lideri Bülent Ecevit, Birdal’ı hastanede ziyarete gitti.
O dönemle ilgili anılar, Özkasnak’ın birkaç satırlık “teşekkür” mektubuna sığmayacağı gibi 28 Şubat’ı sadece MGK kararlarıyla Erbakan’ın 18 Haziran 1977’de istifası arasındaki üç buçuk aylık dilimi olarak saymak da yanıltıcı olabilir.
1990’larda siyasal İslamın yükselişi, Cezayir ve İran faktörleri ve Erbakan’ın “Kanlı mı, kansız mı geleceğiz” söylemi nedeniyle ordu rahatsızdı.
Refahyol, Çiller’i rehin alan Yüce Divan pazarlıkları üzerine inşa edilmiş bir koalisyondu. 28 Şubatçıların baskısı olmasa da uzun ömürlü olamayacaktı. Susurluk’ta çok kötü bir sınav verdiler.
Erbakan, “derin devlet”in üzerine gitmek yerine “fasa fiso” dedi, Çiller, çeteyi “Devlet için kurşun atan da yiyen de şereflidir” sözleriyle savundu. Adalet Bakanı Kazan, “Sivas katliamı” faillerini cezaevinde ziyaret etti.
28 Şubat’ta MGK kararlarını imzalayarak Başbakanlığını sürdüren Erbakan, “silahsız kuvvetler”in baskısıyla istifa etmek zorunda kaldı. Erbakan yıllar sonra “postmodern darbe”nin ABD’de planlandığını söylüyor ancak kendi rolünü unutuyor.
Washington yönetimi Dışişleri Bakanı Albright’ın Milliyet’te yer alan demeciyle “darbe”ye açıkça karşı çıkmıştır. 13 yıl sonra 28 Şubat’a baktığımızda, Refahyol’un günahlarından hiç söz edilmediğini görüyoruz.
Milliyet’in arşivi elektronik ortamda herkese açık. “Ne şeriat ne darbe” çizgisinde ödünsüz bir gazetecilik yaptık. Ve kimsenin burnunu kanatmadık!

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Yazarlarda Ara
Bul
Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
Türkiye'de kurulan ilk spor kulübü hangisidir?
Markapon
©Copyright 2010