SiyasetRSS
Tümü

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan’ın “32. Gün”de M. Ali Birand’a “kanser olmadığını” açıklaması sonrasında ilginç bir gözlemim oldu.
Elbette öncelikle insan olarak Erdoğan’ın da sağlığı ortak dileğimizdir.
Ama...
Bunun ötesinde Türkiye’nin ekonomi aktörleri için “yol haritasında” olumlu bir “nirengi” oluşturduğunu söyleyebilirim.
Kurşuni bulutlar yaklaşırken, hava alacakaranlığa dönüşürken yolu bulmak için bazı “kalıcı” işaretler gereklidir.
“Siyasi istikrar” bunlardan biri ve güncel koşullara göre en önemlisidir.
Diğer sorunlar agresif dalgalar halinde büyürken hiç değilse “siyasi istikrar” ile yere sağlam basılır.
Şu ya da bu parti patentli olmayan genel kuraldır bu.
Ekonominin aktörleri hiç değilse 2014’teki Cumhurbaşkanı seçimlerine kadar birkaç yılı siyasi istikrarın süreceği mesajını almış görünüyorlar.
Telefonları kapatarak, hatta -kapalıyken bile dinleniyor kuşkusuyla- peçeteyle örterek yaptıkları konuşmalarda “Erdoğan’ın sağlığı konusunda spekülasyonlar” masaya yatırılıyordu.
AK Parti’ye ters bakan işadamları bile “kanser” söylentilerinden rahatsızdılar.
Yerine kim gelebilir?
Bu soru dolaşımdaydı.
“Ekonomik krizin öncü rüzgârları, PKK sarsıntıları, İran-Irak-Suriye sınırlarında ısınma” derken içeride Erdoğan’ın çekilmesiyle oluşabilecek göçük kaygısı açıkça ya da dolaylı gündemlerindeydi.
Söylenen özetle şuydu:
Erdoğan fiilen Başbakanlık yapmasa bile Türkiye’deki siyasi istikrarı sürdürmek bir bakıma ve bir süre mümkün.
Ama...
AK Parti grubunun bütün halinde kalması ve iktidara destek vermesi koşuluyla...
Oysa...
Hükümet tek partinin ama hükümeti destekleyen AK Parti grubu çok ortaklı bir koalisyon...
Bu parçaları bir arada tutabilecek Erdoğan’dan başkası görünürde yok.
....................
Başbakan Erdoğan’ın, Birand’a söyledikleri arasında “sağlık açıklaması” en etki yapan söylem oldu.
Diğer konulara göre “kalıcı” olanı...
Ekonomi aktörlerinin nabzı işte böyle.
Ne kadar yazsak çizsek sokağın vicdanını, pazarın/marketin ateşini, ancak rufailerin bildiği işleri, biat ilişkilerini o çemberde bir süredir gören yoktu.

 

DÖKTÜRMÜŞ
YILMAZ Özdil yine döktürmüş.  Hürriyet almayan Milliyet okurlarının ıskalamasını istemediğim bazı satırları şöyle:
Dondurma
Gazeteciliğin ağababası İngiliz’e sormuşlar “gazetecilik nedir?” diye... “Genel itibariyle Lord Jones’un yaşadığından haberi olmayan insanlara ‘Lord Jones öldü’ demekten ibarettir” demiş.
*
Tuvalete gitmeye mecali kalmayan
Kenan Evren’e yurtdışı
yasağı getirilmesi... Budur.
*
95 yaşındadır.
Ahalimiz nazarında...
Rahmetli Lord’dan farksızdır.
*
Çünkü...
Türkiye’nin ortanca yaşı 28’dir. Yani, nüfusun yarısı
28 yaşından küçüktür. 1980’de dünyaya gelen bebek, bugün kazık kadar oldu, 32 yaşında, düşün... İlkokulda filan olanları hesapla, şu an 4 kişiden 3’ü tanklarla uyandığımızda ya doğmamıştı ya da çocuktu. Kaba hesap, 50-55 milyon civarında vatandaşımız, o günlerde neler yaşandı, bilmiyor... Bildiği, kulaktan dolma.
*
Star Haber’deyken Eminönü’ne kamera gönderdik, yaşı müsait olanlara “12 Eylül darbesi ne zaman oldu?” diye sorduk. Hesapta, 1980’i hatırlayıp hatırlamadıklarını öğreneceğiz. “Haziranda oldu” diyen bile çıktı iyi mi... Haziranda eylül darbesi!
*
İlave et bu denyoları... O günleri hatırlayanların sayısı, taş çatlasın 10 milyon kişiye iner.
*
Dolayısıyla...
Laga lugayı bırakıp, arşive girdim. Bugün utanmadan “demokratım, darbecilere karşıyım” falan diye atıp tutan arkadaşların, 13, 14,
15 Eylül 1980’de neler yazdığını çıkardım.
*
“Evren’in sözleri, her hukukçunun başucuna mukaddes kitap gibi asılacak cinsten sözlerdir, öpüp öpüp başlarına koysunlar” diye döşenmiş biri... Hukuk’tan girmiş, din’den çıkmış.
*
“Böylesine olumlu, özlenen sonuçları almaya yönelik harekâta destek olmak, milletçe hepimizin görevidir” yazmış bi başkası... Bugün “destek olanlar yargılansın” diyor! (Yılmaz başka örnekler de sıralıyor ama hepsini yansıtırsam yazının bütününü bu köşeye sığdırmam mümkün değil. G.C)
*
Özetle.
“12 Eylül nedir?” derseniz.
Ne askerdir aslında.
Ne dış mihraktır.
*
Menderes’i alkışlayan, sonra askeri alkışlayan, sonra Demirel’i alkışlayan, sonra askeri alkışlayan, sonra Özal’ı alkışlayan, sonra askeri alkışlayan, sonra... ABD’ye karşıyken Ecevit’i yuhalayan, ABD’den ekonomi bakanı getirince Ecevit’i alkışlayan, sonra bunları alkışlayan zihniyettir... Gelene ağam, gidene paşam’cı ikiyüzlülük’tür.
*
Peki, kim bunlar derseniz...
*
Değerli gençler...
İktidarlar, dondurmaya benzer. Yalanmak ister.
Orasını da yalayayım, aman şurasını da yalayayım derken, yüzüne gözüne bulaşır.
*
“Ben demokratım” diyenlerin ağızlarına dikkatli bakın... Dudaklarının çevresindeki lekeleri göreceğinizden eminim.

 

Reklamlar & Kişisel Ürünler

Yazarlarda Ara
Bul
Milliyet.com.tr HEP YANINIZDA
Kokoreç üzerine şarkı yapan sanatçımız hangisidir?
Markapon
©Copyright 2012