İngiliz Dışişleri Bakanı Miliband, ‘Balyoz’ soruma “Türkiye’de demokrasinin destekçisiyim. Söylenecek tek şey bu” dedi
İngiliz Dışişleri Bakanı David Miliband, aslında İstanbul’a Balyoz’u değil, Taliban’ı konuşmak için gelmişti.
Avrupa’nın en genç bakanlarından olan 44 yaşındaki Miliband, dün Ankara’nın düzenlediği Afganistan konulu zirveye katılmak için Çırağan Sarayı’ndaydı.
Böyle zirvelerde Çırağan cıvıl cıvıl oluyor. Bir köşede Pakistanlılar, ileride Karzai’nin adamları, kenarda herkese kuşkulu gözlerle bakan İranlılar, İstanbul’u hayranlıkla izleyen Çinliler, fazla dikkat çekmemeye çalışan İngiliz ve Amerikalılar ve tüm bunları bir araya getiren Türkler...
Bu seferki buluşmanın asıl gündemi, “Bükemediğimiz eli nasıl öperiz?”; yani Batı’nın 2001’den beri askeri yöntemlerle kurtulamadığı Taliban’la uzlaşma arayışıydı.
Ancak Miliband’la özel bir röportaj için oturduğumuzda konu ister ister istemez Afganistan’dan Türkiye’ye, Taliban’dan Balyoz’a kaydı.
İngiliz Bakan’a 2003’te yapıldığı iddia edilen darbe planlarını sorduk. Miliband zaten röportajın farklı yerlerinde Türk demokrasisini överek belli bir mesaj vermişti. Ancak doğrudan 2003 Balyoz iddialarını sorduğumuzda cevabı net oldu: “Ben Türkiye’de demokrasinin destekçisiyim. Söylenecek tek şey bu.”
Peki, İngiltere 2003’de yapıldığı sanılan farklı darbe planlarından haberdar mıydı? “İngiltere tüm dünyada demokrasiye saygılı. Türkiye’de de desteklediğimiz bu.”
Ya Balyoz ve benzeri planların Avrupa’daki yankısı? “Bakın Avrupa bir demokratik ülkeler topluluğudur. Zaten Türk halkı askeri darbe istemiyor; Türkler demokratik haklarını kullanmak istiyor. Dünya da zaten bu yüzden Türkiye’ye gıpta ediyor.”
Ve gelelim Taliban meselesine. Batı’nın “bükemediğin eli öp” misali bu kadar baskıcı bir rejimi bağrına basmak için hazırlık yapıyor olmasını hazmetmek zor. “Bir Müslüman olarak Müslümanlara bu kadar zulmeden, kadınları yok eden, okulları kapatan, uçurtmayı bile yasaklayan bir rejimle el sıkışmak beni kaygılandırıyor” diyorum.
Miliband, “Müslüman bir kadın olarak kaygılanmanızı anlıyorum ancak önemli olan, Afganların önayak olduğu entegrasyon sürecinin herkese eşit haklar veren Afgan anayasası doğrultusunda isyancıları yeniden topluma kazandırması. Amaç tekrar Taliban hükümeti kurmak değil; ki zaten oy oranları da buna izin vermiyor. Ancak insanların sorunlarını bombalamak yerine siyasi süreç içinde dile getirmesini istiyoruz.”
Peki, bunu 11 Eylül’den bu yana oğullarını Afganistan’da Taliban’la mücadelede kaybetmiş İngiliz ailelerine nasıl anlatacaksınız?
Sorum provokatif. Miliband’ın cevabı cesur: “İngiliz halkı ayaklanmalara karşı askeri bir çözüm olmadığını biliyor. Asker önemli ama sonuçta siyasi bir çözüm şart. Taliban’ın tümünü öldüremezsiniz. O yüzden önemli olan, İngiliz halkına hedefimizin Afganistan’ın kendi kendini koruyabilecek şekilde güçlendirilmesi, isyancıların dertlerini siyasi sistem içinde çözebilecekler ile El Kaide taraftarlarının ayrıştırılması gerektiğini söylemek gerekiyor.”
Miliband, 11 Eylül’den 9 yıl sonra Batı ittifakının geldiği noktayı şöyle özetliyor: “İngiltere’de kimse sonsuz bir savaş istemiyor ve kimse Afganistan’da bir sömürge istemiyor. Afganistan’ın kendini savunabilecek noktaya gelmesini istiyoruz ve isyancıların (Taliban) sisteme dahil edilmesi bu yolda önemi bir adım.”
Ve bu sözlerin ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le olan randevusuna gidiyor.
Miliband, “İngiltere tüm dünyada demokrasiye saygılı. Türkiye’de de desteklediğimiz bu” dedi. / Fotoğraf: AFP








Yeni anayasa yazımında ilk kilitlenme..