Bedelli askerlikle birlikte “vicdani ret” düzenlemesi de gündemde. AİHM’den çıkan mahkûmiyet kararları ve Avrupa Konseyi’nin Türkiye’yi bir hak olarak “vicdani ret” konusunda yasal düzenlemeye zorlaması hükümeti de harekete geçirdi.
Türkiye ve Azerbaycan dışında Avrupa Konseyi’nde bu hakkı tanımayan ülke kalmamış!
Vicdani ret, kişinin “politik görüşleri, ahlaki değerleri ve dinsel inançları doğrultusunda zorunlu askerliği reddetmesi” olarak tanımlanıyor.
Türkiye’de askerlik “zorunlu” olduğu için gerekçesi ne olursa olsun askerliğini yapmayanlar Askeri Ceza yasası kapsamında “emre itaatsizlik”le suçlanıyor ve mahkûm ediliyorlardı.
Avrupa’nın pek çok ülkesinde askerlikte “gönüllülük” esasına geçilmiş durumda, NATO içinde bile “profesyonel ordu” tanımı geçerli. Askerlik hizmetine “alternatif” sivil hizmetler geliştiriliyor.
“Vicdani ret” ise ilke ve inançlar bağlamında eline silah almayı, öldürmeyi kabullenmeyen düşünceyi simgeliyor.
Savaş karşıtlığı tartışmasız insani bir reflekstir.
Hiçbir genç insan “öldürme” motivasyonuyla askere gitmek istemez. Hele barış zamanıysa ya da ülkesi “işgal” altında değilse! Ancak 30 yıldır PKK nedeniyle Güneydoğu’da yaşanan “düşük yoğunluklu çatışma/savaş” hali nedeniyle askerlik hizmetlerini yaparken binlerce gencin hayatlarını kaybettiği “Türkiye gerçeği”yle karşı karşıyayız.
Bedelli uygulamasını bu yönüyle “vicdani” bir sorunu tartışmamız gerekiyor.
Zorunlu askerlik nedeniyle “kısa dönem” askere giden çocukların bir bölümü sivil hayattaki eğitimleri ve askerlikte birkaç ayda kazandıkları “savaşma” becerileri hiç de uygun olmadığı halde sınır karakollarında, PKK ile çatışma bölgelerinde “vatan uğruna” şehit düşüyorlar. Bu çocukların çoğunun ailesi yoksul. İşe girmeden, evlenip barklanmadan önce askerliği “aradan çıkarmak” istiyorlar. Yasal olarak buna mecburlar da!.. Şimdi askerliğini bu şekilde yapanlarla, nasıl olsa “bedelli çıkar” diye erteleyenler arasında “eşitsizliğe” yol açabilecek bir yasa çıkarılıyor.
“Bedelli askerlikle” parasını ödeyen askerliğini yapmış sayılacak.
Türkiye PKK’ya yönelik çatışma/savaş halini sona erdirebilse, Kürt sorununa barışçı çözüm bulabilseydi bugün bu tartışmalara gerek kalmayacaktı.
Zorunlu askerlik kaldırılarak, ordunun sayısal ve nitelik olarak daha teknik ve profesyonel yapıya kavuşturulması mümkün olacaktı.
“Vicdani ret” bireysel olarak zorunlu askerliğe karşı bir kapı açmakla birlikte asıl “sivil” bir hizmet alanı olarak askerliği Avrupa Konseyi standartlarına kavuşturmak gerekiyor.
AİHM’den “mahkûmiyet çıkmasın” diye bulunacak “pragmatik” çözümler adil ve eşitlikçi olmayabilir.
CHP başta muhalefetin de önerileri Meclis’te dikkate alınarak “vicdani kabul” yasası çıkarılmalıdır.








Bürokratik Vesayetten Yana mısınız?